8.1.2010 - YENİ YILA YALNIZ GİRMEK
Hüzünlü olması beklenirken keyifli de olabilen bir durumdur..
Şahsen 23:30'da evden çıkıp, tek başıma yürüyüş yapıp, 00:30 gibi eve döndüm ve 2010'a yalnız yürürken girmiş oldum. Evlerden "3-2-1... Hobaaaa" seslerini duymak "Boş sokaklarda yalnız yürüyen insan" kafasıyla çok ilginç geliyor. Tam 2010'a girildiği saniyelerdeydim, sokakta yürüyordum ve sokakta bir tek ben görünüyordum yürüyen.. O sırada yeni yıla girildiği için bir balkonda coşmakta olan 5-10 kişilik bir grup vardı ve içlerinden bir genç erkek, "Gavur yapıyooo' aabi" tonlamasıyla "Adam yeni yıla yürüyerek giriyor!" diye bağırdı ve ben de kendi kendime hafiften gülmeye başladım. Ve sonra soluma dönüp o balkona el salladım gülerek. 1-2 dakika sonra da tombiş bir sokak kedisini bol bol sevdim, onun bana kendini sevdirmesi de bir yeni yıl hediyesi oldu. İyi hissettim tabii.. Demek ki, yapayalnız sokaklarda yürüyerek bile girmek keyifli olabilen bir etkinlik olabiliyormuş yılbaşında, mesajını vermek istiyorum. Bir de tam 00:00'da boş sokaklarda yürürken çevredeki apartmanlardan "3-2-1- hobaaaa!" sevinçlerini duymak güldürüyor. İnsan o anda tabii herhangi bir atmosferin etkisinde olmuyor ve olaya dünyayı gözlemleyen bi uzaylı gözüyle bakbiliyor. Bu arada dünyayı gözlemleyen bir uzaylı gözüyle bakmak bence çok güzel, çok faydalı bir şey.
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
21.12.2009 - OKUMA ALIŞKANLIĞI ÜZERİNE
Kitap okuma alışkanlığı olmayan ya da yeteri kadar çok olmayan bir insansanız düzenli bir şekilde kitap okuma alışkanlığı kazandıktan belki de sadece bir 6 ay sonra, 6 ay önce ağzınızdan, kaleminizden ya da klavyenizden çıkan cümlelerinizin çoğundan utandığınızı göreceksiniz bence! İlla ki "düşünceleriniz değişecek" demiyorum. Ufak ufak düşüncelerde de şekillenme, değişme, gelişme olabilir tabii ama kendinizi ifade edişinizden, bakış açılarının genişlemesine kadar pek çok şey değişecek..
"Kendini doğru ifade etmeyi öğrenmek" demek, sayısız detayın daha iyi yönde değişmesi demek; örneğin yanlış anlaşılmalarınızın azalması, kavgalarınızın azalması, streslerinizin azalması, kendinizi daha iyi anlattığınız için kendinizle ilgili bilgilerin size daha çok keyif alarak yapıp, aynı parayı kazanacağınız bir iş verebilecek işverenin kulağına gitmesi, aşık olma konusunda kendiniz için en doğru, en iyi seçimi yapma ihtimalinin artması ve sayısız detayın çok daha iyi olabilmesi demektir. Bütün bu detaylar birleşince hayat eskisinden çok daha anlamlı, dolu, haz verici, pek çok kez gülümserken gözlerinizi dolduracak bir hale gelir bence. Dikkat ederseniz sadece "kendini doğru ifade etmeyi öğrenmek"ten bahsettim ve daha bakış açısının gelişmesi, düşüncelerin gelişmesi, algıların gelişmesi, okuduğunuz kitapların türüne göre edinebileceğiniz ekstra sayısız genel kültür, bilgiye girmiyorum bile..
Eğer kitap okumuyorsanız, şu anda mutlaka, "kitap okuma alışkanlığını kazanmış ve 1 yıldır falan her gün akşam yemeği yer gibi, 15-30 dakikasını kitap okumaya ayıran haliniz"in utanacağı bir haldesiniz! Durumun içindeyken tabii ki algılamazsınız kendinizi o şekilde bence. Etrafınızdaki okuma alışkanlığı olmayanlar da göremiyordur bunu, etrafınızdaki okuma alışkanlığı olanlar da kendinizi eksik ifade edişinizi, düşünce yapınızın darlığını, olaylara ilkokul çocuğu gibi basit açılardan bakmanızı, genel kültürünüzün çok kötü durumda olduğunu, ince esprileri anlayamadığınızı negatif anlamda hiç eleştirmiyorsa ya da az eleştiriyorsa söylemediğinden ya da söyleyemediğindendir (sayısız sebebi olabilir tabii).. Mesela kendimden örnek vermem gerekirse, tabii ki ben de benden çok daha fazla okuyanlara, kendini geliştiren insanlara göre basit kalıyorumdur ama -övünmek gibi olmasın- benden daha az kitap okuyan insanların kendini ifade edişlerindeki kusurları, kitap okumayla, kendini geliştirmeyle ilgili konularda benden daha az zahmete girmiş insanların, kendini geliştirmekle bağlantılı pek çok konudaki kusurunu ister istemez kısa sürede, kolayca algıladığımı düşünüyorum. Başına bir şey geldiğinde onu nasıl bir tepkiyle ifade edişinden, cümlelerine verdiği örnek seçimlerine kadar sayısız parametre var sonuçta.. Bu şunun gibi bir şey: İmla kurallarını iyi bilen biri, yazılmış bir takım cümleler okurken, tüm imla hataları direkt gözüne batar. Okurken hata aramak için değil, herhangi bir amaçla okusa bile, ister istemez tüm imla hataları net bir şekilde gözüne batar. Bunun gibi bir şey..
Gün içinde 15 dakika da olsa (ya da başlarda alışana kadar 5 sayfa, 10 sayfa falan alt sınır koyabilirsiniz, yani sayfa ya da dakika biçiminde) belli bir saatte kitap okuma rutini yerleştirmeye çalışmalı mutlaka, Sayın Kitap Okumayanlar. Örneğin ben tuvalete girdiğim zamanlada ortalama 45 dakika geçiririm ve bu süreyi mutlaka bir şeyler okumak için ya da hiç okumayacaksam bile elimde kalem kağıtla, düşünerek bir şeyler yazmak için kullanma alışkanlığı edindim.
Kitap okuma alışkanlığınız yoksa ve "okumak lazım aslında tabii.. Niyetliyim ama nasıl başlayayım bu işe?" derseniz, şöyle cevap vereyim:
1-İlk iş olarak, büyük alışveriş merkezlerinde kitap reyonuna gitmek ya da kitabevlerine ya da sahaflara gitmek.
2-Raflardaki kategori isimlerine bakıp ("biyografi", "roman", "yabancı", "en çok satanlar/best seller", "mizah", "şiir", "tarih", "öykü", "psikoloji", "kişisel gelişim", "parapsikoloji"... gibi) en ilginizi çeken kategori raflarına yaklaşmak.Yaklaşmak için seçeceğiniz kategori raflarını seçerken mesela kimlerin kitabını, nasıl kitaplar okumak isteyebileceğinizi düşünebilirsiniz. Örneğin aklınıza hiçbir şey gelmiyorsa bile en sevdiğiniz ünlü insanları düşünüp, onlar hakkında yazılmış biyografi (yaşam öyküsü) kitabı var mı, diye "biyografi" bölümüne bakabilirsiniz. Ya da "mizah" bölümüne bakabilirsiniz en basitinden.. Örneğin ben "mizah" reyonuyla bu işe başlamıştım.. İlk olarak Selçuk ERDEM'in "Karikatürler" isimli serisini almaya başlamıştım. Sonra yan raflardaki "parapsikoloji" bölümü, örneğin uzaylılara olan ilgimden dolayı ilgimi çekmişti, "psikoloji" bölümü, kendim ve diğer insanların psikolojileri hakkında düşünmek ve bilgi sahibi olmak çok ilgimi çektiği için ilgimi çekmişti, kişisel gelişim de oradaki kitapların başlıkları ve arkalarında yazan konulardan dolayı ilgimi çekmişti. Ben "aura" diye bir şeyi bu şekilde öğrenmiştim mesela..
3-Orada sıralanmış kitapların başlıklarına ve kapaklarına göz gezdirip, en ilginizi çeken örnekleri elinize alıp, arkasını okuyabilirsiniz.
4-Yanınızda çok para yoksa promosyon bölümü ya da sepeti vardır. Orayı kurcalayabilirsiniz.. 2 Lira'ya, 3 Lira'ya bile çok ilgi çekici kitaplar bulunabilir.
5-Merakınızı çok cezbeden bir kitap seçip, satın almak. Evde o günün akşamında yarım saat ya da 15 dakika televizyon zaplayarak geçireceğiniz vakti, televizyonu kapatarak ya da sesini tamamen kapatarak ("mute" tuşu) koltuğa yayılıp kitabın kapağını açıp, okumaya başlamak. Bazen okuyasınız çok olmayabilir, o zaman 5 sayfa bile olsa, dikkatinizi vererek okumadan kalkmayın bence, bazen de keyifle kaptırıp gideceksiniz ve çok fazla okuduğunuzda başınız ağrımaya başlar hafiften.
Her gün kitabı elinize alıp, okuyup bırakırken hem kendiniz için hem de dünya için, mutlaka yapılması gereken, gerçekten çok önemli sorumluluk ve iyilik yapmakta olduğunuzu düşünüp, küçük bir gurur duyma hissi yaşayabilirsiniz. Ve birkaç ay ya da 1 sene sonra, en basitinden kitap okumaya başlamadığınız dönemdeki MSN yazışma log'larınıza bile baksanız "ben küçük bir çocuk gibiymişim, şimdiki halime göre.. Hatta şimdiki halimi bırak, bildiğin cahilin tekiymişim." diye düşündüğünüzü göreceksiniz bence.
Bence daima kendinizi eksik hissetmezseniz, gelişmeniz mümkün değildir.
***
Mesela isterseniz, bu linkten almak isteyebileceğiniz bir kitap görecek misiniz diye göz gezdirebilirsiniz.. Bahsettiğim kategoriler de solda görülebilir: http://www.remzi.com.tr/11.11.2009 Moröküz
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4.12.2009 - CHARLIE'S CHOCOLATE FACTORY ÜZERİNE
Uyarı: Spoiler içerir. Filmi izlememiş olanların filmi izlemeden önce okumaması gereken bir yazıdır.
***
Aile kutsayıcı mesajı hariç her detayını çok çok sevdiğim film.
Örneğin Charlie'nin fabrika ile ailesi arasında seçim yapacağı sahnede "Ailemi bırakamam" demek yerine "Bu iyi insanları bırakamam" demesi bana göre doğru olan olurdu. Bir insan kendisini dünyaya getiren ebeveynlerini sırf ailesi olduğundan ötürü sevmek zorunda değildir bence. İyi insan olurlarsa sevebilir falan ama ailesi ona karşı cahilce (Örn: Willy Wonka'nın babasının garantici kafalı olup 'şu mesleği değil, bu mesleği yapacaksın' diye baskı yapması) baskılar falan yapıp çocuğunun hayatına tecavüz edip bir köşeye atan ebeveynlerin, çocuğunu gerçekten ensest tecavüze uğratmış ebeveynlerden farkı yoktur! Ve Türkiye'de çoğumuzun ebeveyni budur! Charlie'nin ailesi gerçekten de kesinlikle bırakılmayacak bir aileye benziyor, o ayrı, ama kendisinin hayallerine tecavüz etmeye kerkinen babasıyla ters düşüp, bir şekilde başarılı olabilip, hayallerine ulaşmış Willy Wonka sanki yanlış bir şey yapmışmış gibi, sanki doğru olan babasının dizlerinin dibinde oturup, sıkıcı bir dişçi olmakmış gibi; filmin sonunda babasıyla barışması hiç sevmediğim bir şey. Bir insanın ailesinin baskıcı olmasına rağmen, sırf ailesi olduğu için onları sevmesi milliyetçilğin bir versiyonudur. Ve bir Tim BURTON filminde böyle yanlış bir mesaj olmasını istemezdim. Ama yine de Tim BURTON benim en bayıldığım sanatçılardan biridir. Kendisinin benim kafa yapımla %100 örtüşmesi gibi bir beklentim olmaz tabii..
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
11.11.2009 - GLENYA FACİASI
I
Yemeyeceğin bir hayvanı öldürmekti senin bana karşı olan zaferin ve "cinayet" denirdi bunun adına iç ülkemin duyarlı topraklarında
Her santimetrekaresini kullanarak Türkçem'in anlatmaya çalıştım derdimi ama umutsuzlukla sulanmamış bir karış bırakmadın sen o topraklarda
Nice mangal yürekli, iyimser, cesur ikna çabamı esir alıp işkenceden geçirdin aylarca
Bitiremedim savaşı.. Nüfusu "ben" olan iç ülkemin tamamı şehit düşmeden bu uğurda..
II
Ve tekrar vurgulasam yeridir bu işkenceleri zira karşılayan bir ölçü birimi bulunmadı henüz bu bahsettiklerimin gözyaşı cinsinden değerini
Ekim-Kasım 2009 Moröküz
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17.9.2009 - KAVRAMLARIN AŞKI
Geçmişle Yaşamanın Dayanılmaz Ağırlığı
oynatırken perdede epik bir anlatıma sahip olan hayatının filmini
yeni sevgilisiyle öpüşmektedir o anda sinema salonunun en arka koltuğunda
Geçmişi Silmenin Dayanılmaz Hafifliği
15.09.2009 Moröküz
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4.9.2009 - DUVARIN İÇİNDEKİ BİR BAŞKA TUĞLA - Senem YENİGÜN
Uğraşmayın.. Reklem filmi çekmeyin, yazılar yazmayın,kimseye anlatmayın,tartışmayın.. Görmeyin, duymayın, okumayın, aydınlanmayın.. "Teğet" deyin, "Türban" deyin, gaza gelin..
Kimse aydınlanmadı şimdiye kadar.. Aydınlananlar öldü! Sadece yaşayın; okula gidin ,başarılı olun, işe girin ,para kazanın, evlenin, çocuk doğurun, büyütün, mülk sahibi olun, ölün.. Düşünmeyin; az önce yazanları yapabilmek için düşünmeye gerek yok.. Arada bir çevrenize bakın.. Yaşam tarzı farklı olanlara sövün.. Ama öyle 'ananı sikeyim' şeklinde deil.. "Ayıp, pis çocuk-kaka çocuk" şeklinde..
Bu kadar.. Telaşa mahal yokmuş değil mi.. Çünkü bu kadar yapacağın, başka bişi yok..
Bi' de din var; birine iyilik yapmaktaki amacınız acımak değilde, allaha yaranmak oluyor.. Ama iyilik aynı, yani o da o kadar zor değil...

 Senem YENİGÜN, 04.09.2009
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4.9.2009 - TUĞLALIKTAN İSTİFA

Müslümanlığınızı, Türklüğünüzü, dinlemekten en hoşlandığınız müzik türlerini, tuttuğunuz takımı (veya 'bir futbol takım tutma gerekliliği' fikrini), prensiplerinizi, okuduğunuz ya da okumadığınız kitapları, askere gitmeyi, üçüncü cinslerle arkadaşlık kurmaktan kaçınmayı, 'delikanlılık kuralları'nı, namusu, sevilen ve benimsenen bir insanı korumak adına onun evcil bir hayvanınız gibi davranmanın ne kadar doğru olduğunu, okuldaki tüm erkek öğrencilerin kısa saçlı olmasının size garip gelmeyişi ve daha beyninizdeki sayısız kuralı, alışkanlığı, kişisel seçimlerinizi; düşünerek, sorgulayarak, en doğrusunun o olduğuna karar vererek bizzat siz mi seçtiniz? Yoksa küçüklüğünüzden beri üzerinize bunu birileri (bazen ebeveyn, bazen devlet, bazen akrabalar, bazen diğer insanlar) mi giydirdi?
Kendi seçimlerinize eyvallah; ama birilerinin sizin üzerinize giydirdiği her şeyi dürüstçe didik didik sorgulayıp, en doğrusu üzerinizde olansa devam etmeli, üzerinize yapıştırdıkları şeyler yanlış ise, onları cesurca söküp kimi zaman hayatınızı, kimi zaman konforunuzu, kimi zaman ilişkilerinizi tehlikeye atıp ve gerekirse bazen onlardan vazgeçip en doğruları, en iyileri seçmeli ve yaşamalısınız bence. Bu tüm insanlar olarak hepimizin sorumluluğudur bence. Her şeyin en doğrusuna ulaşmayı ve tamamen iyi ve en doğru bir insan olmaya çalışmayı denerseniz, kararlı bir şekilde vazgeçmeden ilerlerseniz, çok tehlike atlatıp, çok macera yaşayıp, bazen büyük yaralar da alabilirsiniz ama sonuçta yine yanınızda muhteşem arkadaş ve arkadaşlıklarınızın mevcut olduğunu, dürüstçe sorgulayıp, düşünüp 'iyi' bir insan olma yolunda ilerleken, sırf zamanında başınıza zorluk geldiğinde vazgeçmediğiniz için, 'yapılamaz' denilen bir sürü şeyi yapabilmiş olduğunuzu ve daha bir sürüsünü de yapmaya doğru yürüyor olacağınızı göreceksiniz bence.

Kendinize karşı dürüstçe düşünmelisiniz bir an önce veya zaten düşünenler de hayatları boyunca düşünüp, kendilerini geliştirmeye devam etmeli bence.
Saygı & Sevgi. Bora "Moröküz" Şahinkara, 04.09.2009
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
20.8.2009 - LAFIN GELİŞİ
Dört ayağından birinin kırılması gibi bir taburenin sevgilinin gidişi
Dinlendiremezdim elbet yorgun ruhumu o günden sonra bir daha ben dengede duramıyorken
Medeniyet dediğin duygularından arınmak mıdır eski sevgiliyle
Bir zamanlar canının parçası olan o ağız alışkanlıktan "Canım" diye hitap ettiğinde hiç bu kadar can acıtıcı olmamışken bir lafın gelişi
20.08.2009 Moröküz
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
1988'de, Konya'da doğmuştur.. Seyit Şanlı Anadolu Teknik Lisesi'nde, elektronik bölümünde dört sezon okuyup,diplomayı henüz alamamıştır. Şu anda açık öğretim ile sorumluluk derslerini verip Güzel Sanatlar Fakültesi'ne girmeyi planlıyor. Kilden tasarımlar yapıp satmakta ve müzik ile uğraşmaktadır.
Sayaçlarım
Ücretsiz Online Ziyaretçi Sayacı
Moröküz'e Soru Sormak
Arkadaşlarım
• Bengisu Akbulut • siyah • sandman • baykelebek • pitys • psychoo • tinuviel • infernoo • greenghost • hbasak • dreambiker • eroman • tnz • isteoan • tiktak • thelosthighway • lidilsak • kiremit • uyuyanquzel • . melekçik. • Blogcu Yardım • gencbilge • playitagainsam • ition • htmlkodlar • Ahmet İNCE • blogdenizi • desertofbutterfly • ciiyuww • aksitabraxas • slutboi • belalipiree • belalibit • Efsane Peri • izmirliblogcu • guduni • ixirr • solcularbirligi • metallicafanatic • tingoddess • ren junzi • hayalperestrealist • Özge ŞAT • drsaglik • kilisleri
Kil İşleri
|