MORÖKÜZ

13.4.2008 - ŞİİR DEFTERİ (Mart-Nisan 2008)

USTURA

 

Usturalarını

toplumun susturmaya

çalıştığı insanların

dudaklarındaki dikiş iplerini

kesmek amacıyla kullandıkları için

saçı-sakalı uzun kalırdı hippie'lerin

 

Ve öfkelenen toplum

sempatiyle baktığı

yeni traş olmuşları

insana benzediği yalanıyla beslerdi

bu yüzden

 

'İnsana benzemek' için

kullanırlardı onu

ancak,

'insan olmak' için

ustura kullanmaya gerek olmadığını

bilmeyenler

 

 

                             20-23.03.2008, Moröküz

 

 

DUDAK PIERCING'i

 

Kimilerinin dudaklarındaki delikler

sökülmüş dikiş iplerinden kalmadır.

 

 

                     23.03.2008,Moröküz

 

SALYA SÜMÜK

 

İstediği oyuncağı aldırma konusunda

umudunu yitirmiş çocuğun

sokakta salya sümük ağlaması

bir başka çocuğun umudu olur

aynı sokaktaki;

kağıt mendillerini insanlara satmaya çalışan

 

                       08.04.2008, Moröküz

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23.3.2008 - ATATÜRK'ÜN İZİNİN OLDUĞU YOL

 

Küçüklüğümden beri yaşadığım çevre (ailem, okulum,...) Atatürk'ü bir kahraman, hatta süper kahraman, insan ideası, sevilmemesi düşünebilemeyecek bile olan insan olarak tanıttı. Düşmanlarının bile sevdiği falan filan... Sonra hem Türkiye'den ve Türk olan ve hem de Atatürk'ü sevmeyen insanlar görmeye başladım yavaş yavaş.. Bu ilk zamanlarda çok şaşırtıcı geliyordu tabi, 'Antıkabir'de nöbetçilik yapan askerlerin kıpırdaması' gibi olağandışı geliyordu.. Küçükken tarafsız bir şekilde bakıp, Atatürk'ü sorgulamak aklıma gelmiyordu tabi.. Atatürk'ü sevmeyenler de 'Türkiye'nin düşmanı' olarak gösterildi. Ve çocukluğumun kara listesi oluşmuştu; büyükler tarafından maddeleri konan.. Atatürk'ü sorgulamadan, etmeden direkt 'insan ideası' kabul etmek, her şeyini doğru kabul etmek şöyle dursun; o kadar inanılmaz şeyler yapmıştı ki, onun gibi olmak değil; onun yanına bile yaklaşabilmek bir onurdu, etrafımdaki insanlar için..

 

Büyürken, Atatürk sevilen, saygı duyulan bir lider olarak bir kenarda duruyordu ve hayattaki diğer pek çok konuda fikir, tavır sahibi oluyordum yavaş yavaş.. Dünyaya inmiş bir uzaylı gibi gördüğüm her şeyi o derece objektif bir şekilde anlamaya ve iyi veya kötü olduğuna karar vermeye çalışıyordum. Mesela, insanları dış görünüşüne göre yargılamanın kötü bir şey olduğunu anladım. Dünya üzerinde (çocukkenki çevremdeki gibi) sadece İslam dinine mensup insanlar olmadığını, din ve Tanrı konusunda her türlü, çeşitli çeşitli tavırlar olabileceğini öğrendim ve insanın iyi veya kötü olmasının seçtiği dine bağlı olmadığını sonradan öğrendim. Dış görünüşünde az görülmüş (yeşil saç gibi) veya daha önce hiç görülmemiş motifler barındırmanın kötü kalpli, katil, tecavüzcü ya da hepsinin cinsel tercihininin farklılığını vurgulamak için böyle görünmediğini öğrendim. Cinsel tercihin toplumun genelinden farklı olması ve kendi cinsleriyle seks yapmak istenmesinin kötü ve zararlı bir kişiliğe sahip olduğu anlamına gelmediğini öğrendim. Seks yapmanın aslında ayıp bir şey olmadığını öğrendim. Kendi doğduğum ülkede doğmayan insanların, benim ülkemde doğan insanlardan hiçbir aşağılık özelliği olmadığını öğrendim. Ve son olarak kendimin, bazı kesimlerle ve çoğu saçma Türk örf ve adetleriyle, ve bu adetlerin mantıksız olduğunu kabul edip, yapmayacak cesareti olmayan (cahilleri sinirlendirmek hayatını tehlikeye atmak demektir) ve devam ettiren milyonlarca nüfusa sahip bir kitleyle karşıt fikirli olduğunu farkettim.

 

Tam zıttında görüşe sahip olduğum kesimlerden birini şöyle tanımlayayım: Dinine bağlı; dininin kitabını okumakla yetinmeyip, peygamberin olduğu iddia edilen sözlerle donatılmış kitapları okuyup, peygamberin yaşam tarzını örnek alacak ve onun taklit edilebilecek her ayrıntısına 'sünnet' diyecek kadar dinini seven; peygamberin söylemediği şeyleri söylemiş gibi yazan, yapmadığı şeyleri yapmış gibi yazan, dinin resmi kurallarında olmasa bile kendi organlarından örfler, adetler, kurallar uydurup bunları peygamberlerin de yaptığı yalanını söyleyip, bir dini yaşam tarzı yaratan ( bu yaşam tarzının seviyeleri var: şeriatçı, muhafazakar, daha az muhafazakar, vs.) ve dini yaşam tarzına uygun yaşamayan toplumların huzuru hiçbir zaman bulamayacağını iddia eden kişiler.. 'Dini kurallar' da değil; o dinin adı altına sokulmuş, suni, katı, zavallı bir yaşam tarzının mantıksız kurallarını devletin yasaları haline getirip, tüm vatandaşların o kurallara bağlı olarak yaşatıp, o ideolojiye (buna 'din' diyorlar ama değil; 'din' başlığı altına sokulmuş iğrenç bir ideoloji sadece) göre huzurlu bir ortamda yaşadıkları bir devlet de, onların beyninde ideal bir devlet..

 

İşte bu kitlenin mantıken Atatürk'ü sevmemesi gerekir. Çünkü, Osmanlı Devleti, onların istediği ideale yakın bir devletti. Dini şeyler falan... Yıkılacak duruma geldi, savaş yılları ve Atatürk Osmanlı Devleti'ni, en son "Kurtuluş Savaşı"ndan sağ çıkardı ve aynı zamanda çok kitap okuyan, derin düşünen, özgürlükçü kişiliğinin doğrultusunda, yeni ismiyle kurduğu devlette eski saçmalıkları yıkıp, çok daha insani bir özgürlük seviyesi getirdi.. Bunu yıllar içinde, vefat edene dek yaptı. Tabi ki, huzurun ancak dinine ve 'dindarlık' adı altına sokulan katı-saçma kurallara bağlı yaşam tarzında olduğunu düşünen kesim, Atatürk'ün sayesinde bayanların etek giyebildiği bir seviyeye çıkan ülkeyi beğenmeyeceklerdi. İşte küçüklüğümde bana inanılmaz bir kahraman gibi anlatılan Atatürk'ü bile 'sevmeyen' insanlar bu insanlardı meğerse..

 

 

"Muhafazakarlar, herkesin kendisi gibi olduğu bir ülke istedi - Atatürk, daha özgürlükçü bir ülke yarattı - muhafazakarlar da Atatürk'ü sevmedi" resmini anlatmak istedim. Bir de sonuç olarak konuyu bağlamak istediğim bir yer olacak: Birinci paragrafta anlattığım insanlar gibi Atatürk'ün insan olduğunu unutup putlaştıran bir zihniyet de olmadım. "Atatürk'ü sevmeyen muhafazakar"ın karşısında "Atatürk'ü putlaştıran cumhuriyetçi" de değilim! Atatürk, kulağını deldirip, küpe takmadı yaşamında. Ama belki de benim kadar özgürlükçüydü!.. Bunu iddia etmiyorum; sadece tahmin ediyorum.. Ama bir çok Atatürkçü benim kadar özgürlükçü değil. Ama kulağını hiç deldirmemiş Atatürk benim kadar özgürlükçü olabilir diye tahmin ediyorum (bilerek ikinci kez söyledim). Atatürk bir ülkeyi aldı, çok ileri bir zihniyete taşıdı koca bir ülkeyi ve ekledi: "Beni geçmelisiniz!".. "Gençler ülkeyi daha da ileri taşımalı" gibilerinden sözler söyledi yani.. Yani "beni geçmelisiniz" dedi. Ben şahsen şu anlamın çıkabileceğini düşünüyorum (benim söylediğim anlam çıkarsa bu çok mantıklı olur bence) : "Bu ülkeyi eskisinden çok daha iyi bir özgürlük seviyesine taşıdım. Ama bu seviye daha hala olması gereken yerde değil; siz olması gereken yere taşıyın; benim bıraktığım yerde kalmayın. Benim 1938'e kadar sınırlı bir vaktim vardı. Bu yüzden yapabildiğim kadar iyi bir noktaya getirdim ama daha iyi bir noktada olması gerekir." Atatürk'ü putlaştırmak, onun 1938'e kadar getirdiği seviyeyi ilerletmek değil; o seviyede tutmaktır ülkeyi. Atatürk'ü sevmeyen 'karşı devrim'cilerin özgürlük seviyesini aşağıya çekme, Osmanlı Devleti dönemini yaşatma (Ya da İran gibi bir şey işte...) isteğine karşı olanlar da miting alanlarında Atatürk'ü ve onun yaşamında Türkiye Cumhuriyeti'ni kurup, ülkeyi özgürleştirme devrimini savunduklarını söyledi çoğu . Ben daha da radikal olup: "Atatürk'ün 20'li-30'lu yıllarda getirdiği özgürlüklerin tekrar yok olmasını ve eski iğrenç, katı bir düzene geçilmesini isteyenlere karşı Atatürk'ün zamanında getirdiği özgürlüklerle karşı durmaktan ziyade, çok daha yüksek bir seviyede bir zihniyetle karşı tavır koymak (tıpkı Atatürk'ün istediği gibi bence)" fikrini kesinlikle çok daha doğru buluyorum. Yani şu: "Siz fraktan hoşlanmayıp, herkese çarşaf mı giydirmeye zorlamak istiyorsunuz? Biz yeşil saçlıyız?!"

 

 

Yorum (10) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20.3.2008 - DUYURU (Köprüaltı: Artık Alsancak'ta Ücretsiz Atatürk Dövmesi Yaptırılabilecek Bir Stüdyo Mevcut)

Köprüaltı Tattoo&Piercing, Atatürk İmzası Dövmesi Kampanyası hakkında yeni gelişme.. 10 Mart 2008'de yayınlanan yeni bir duyuru ile kalıcı Atatürk imzası dövmelerinin, aşağılık muhafazakarlık ağlarıyla örülü beyinlere sahip devlete karşı radikal bir tavır takınarak stüdyo kapatılana dek, isteyen herkese ücretsiz yapılabileceğini belirtti.

 

Yeni duyuru bu:

   "
.: (Aşşağıdaki Duyuru 10.03.2008 tarihinde yazılmıştır) :.

SON NOKTA!....(ATAMIZDAN VE CUMHURİYETİMİZDEN KORKANLAR OKUMASIN!)

.: (Aşşağıdaki Duyuru 10.03.2008 tarihinde yazılmıştır) :.


SON NOKTA!....(ATAMIZDAN VE CUMHURİYETİMİZDEN KORKANLAR OKUMASIN!)

En alttaki makaleden itibaren yukarıya çıkarak bu yazıyı okursanız aslında daha mantıklı olur ama eğer şimdilik bu yazıyı okuyorsanız , alttaki yazılarıda okumanızı tavsiye ederiz... 08.10.2007 yılından bu yana devam eden bir kampanyamız vardı. ilk ayında 10 kasım tarihine kadar atamızın imzasını vücudunda taşımak isteyen herkese ücretsiz olarak bunu yaptık.Sonrasındaysa mali külfetinin ağır gelmesi nedeniyle çok cüzi bir ücret karşılığı bu kampanyayı devam ettirdik... Ama stüdyo olarak dünya görüşümüz ve bakış açımız , net olarak bizi ağır bir karar almaya zorladı... YÖNETİCİLER... Ekmek bulamayanlar pasta yesin tarzı ülke yönetirken , pastanın kaymak tabakasıyla ceplerini büyüten , Atamızı karalayarak prim yapmaya çalışan tüm siyasetçilere karşı tavrımızı net bir şekilde göstermek anlamında , bir inatlaşmaya gitmeye karar verdik... ARTIK BU STÜDYO KAPANANA YADA KAPATILANA KADAR YAPILACAK BÜTÜN ATATÜRK İMZASI DÖVMELERİ ÜCRETSİZDİR... Taki bu gerici zihniyet ülkemi terkedene kadar... Bu ; karanlığı , bize çağdaşlık ve ilerleme olarak göstermeye çalışan , ülkenin en değerli varlıklarını satıp , enflasyon düştü diyerek gözümüzü boyamak isteyen (ekmeğimizle oynayan), Atamıza dil uzatıp , aşşağılayan... Onun ilke ve devrimlerini yıkmak için fırsat kollayan , sevimli maskeler arkasına gizlenip , yavaş yavaş medeniyetimizin ve çağdaşlığımızın kuyusunu kazan , bu adamların meclisi terkedeceği güne kadar bedava...
Biz İzmirliyiz... (Facebook'ta Atatürk için bu kadar adam bulurum kampanyaları yapan geri zekalılardan değiliz... malımızdan , canımızdan koyarız , bu vatan için..) Hasan Tahsin'in torunları , gavur izmirlileriz biz...Altay'lı... Karşıyaka'lı... Göztepe'li... Ülkemizin bölünmez bütünlüğüne ve geleceğinin temeline dinamit döşeyenlerin oyununa asla gelmeyiz. Onlar için islami usule göre kesilmiş kurban olmayız... Ancak onları rakı soframıza meze yaparız.
Mesleğimize istinaden tavrımızı gösterebilecek yegane olgunun , Atamızın imzasının kalplerde taşındığı kadar bedenlerede işlenmesidir.
Ücretsiz yapacağımız dövmeler her ne kadar bize zarar versede (kullanılan bütün malzemeler tek kullanımlık olup , yurtdışından ithal edilmektedir...) ya batıcaz yada gidecekler..
Çünkü biz izinde(!) değiliz , ATAMIZIN İZİNDEYİZ... "

 

                                                 ***

Toplumun muhafazakarlık seviyesi zavallı bir haldeyken, bireysel  özgürlük gibi konuları 'daha insani bir seviyeye' taşıyan ve bir sürü inanılmaz zor hareketi (devrimi) kısa yıllar içinde gerçekleştirip, benim gibilerin hayatını kurtaran Atatürk'ün yaptığının tersi bir yönde bir şeyler yapıp ('karşı devrim'!) , bireysel özgürlükleri kısıtlamayı arzulayan (böylelikle daha basit ve huzurlu bir ortam hayal ediyorlar) beyinlerin düşünce yapısının karşısında bir düşünce yapısı tabi ki benimki.. Köprüaltı'yla aynı fikirdeyiz, doğal olarak. Bundan böyle, Alsancak'ta istediğiniz zaman gidip, bedavaya bir Atatürk dövmesi yaptırabileceğiniz bir stüdyo olduğu duyurulur..


Kıbrıs Şehitleri Cd. 1443 sk Kervan psj. No:5/22 Alsancak-İZMİR
TEL/FAX: 0232 465 35 36

 

info@koprualti.com.tr

doktor@koprualti.com.tr

 

Eski Duyuru..

 

Geçen hafta bır müşterımız stüdyoya uğrayarak bıleğınde bulunan (bır ay kadar önce bızım yaptiğimiz...) bır dövmesını kapattırmak ıstedı. dövme "Atatürk ımzası"ydı... adam bu dövme yüzünden ışınden atılmak üzereydı... çalıştığı yerde dövmesı olan başka ınsanlarda çalışmaktaymış... fakat takıntı onun kolundakı "Atatürk imzası"naymış... "ananın babanın adını yazdırmazsın ama bu ......'nin imzasını kazıtmışsın koluna!" gibi adice laflar bile edilmiş... hemde İzmir'de... kimilerine göre gavur olsa bile , çağdaşlığın ve özgürlüklüklerin şehrinde... yazıklar olsun... ülkemizi esaret zincirinden kurtaran , cumhuriyetimizi kurup bugünkü medeni yaşamı bize armağan eden bir büyük adam... hiç birimiz onu , üzerine adaklar adanıp , dilekler tutulan bir türbeye çevirmek niyetinde değiliz ama onun açtığı çağdaşlık ve medeniyet yolunda yılmadan ilerlemeye yemin etmiş bir milletin evladıyız. son yıllarda ona karşı yapılan saçma sapan saldırılara ve son olarak yaşadığımız utanç verici hadiseye bir isyan olarak 10 kasim 2007 tarihine kadar onun imzasını vücudunda gururla taşımak isteyen herkese " Atatürk imzası dövmesi" ni ücretsiz olarak yapacağımızı duyururuz..

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19.2.2008 - UFUK URAS'IN OYU VE TÜRBAN MEVZUSU 2

"Anayasa Türban Oylamasına İlişkin..." Ufuk URAS, 06.02.2008

http://www.odp.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=600&tipi=3&sube=0

(Açıklamanın linki)

 

***

 

Ufuk URAS'ın Türbana Dair Açıklaması Üzerine..

 

Mecliste, oy verebileceğim kadar katıldığım bir kişinin olduğunu keşfetmek bana mutluluk verdi! Tespitleri için tebrik ederim. Özellikle 'özgürlüğü' savunduğunu söyleyen çoğu insanın derinlemesine düşünmeden yanında yer almak durumunda hissettiği CHP için olan tespite ve "demokratik içeriği boşaltılan laiklik" ifadesine bayıldım.. Ve türbanın bir yandan "bireysel özgürlük" olarak görülmesi gerektiğini unutan insanlardan olmadığına da bayıldım Ufuk Bey'in.. Ama o, AKP-MHP ikilisinin türbanı getirme niyetinin aslında "özgürlük" olmadığına kesin gözüyle bakıyor; ben ise "ihtimal" diye bahsediyorum bundan. O, anayasa türban oylamasında "boş oy" atacağını söylemiş.

 

Bence, AKP-MHP'nin türban özgürlüğü getirmesine "evet" demek gerekiyor ama tahmin edildiği gibi, gelen bu özgürlüğün beraberinde de "farklı olanlara baskı" tavrına dair en küçük bir niyetlenme görürsek bunlara karşı da birey birey tavır ve tepki koymalıyız bence. Ama bu 'niyetlenme' hareketlerine karşı çok dikkatli olmak lazım bence. Türbana 'evet' demeli ama beraberinde AKP-MHP'nin başka başka niyetlerini topluma nüfuz ettirme çabası ihtimaline çok dikkat ederek 'evet' demeli. Bence doğru olan budur. Ben, şahsen özgürlüğüm için tehdit teşkil edebilecek niyetli bir hareketi bir kilometre öteden kokusunu hissedebileceğimi düşünüyorum. Her insan böyle olmalı bence..

 

CHP kendisinin, türban beraberinde gelebilecek baskı niyeti olursa bunu göremeyecek olmaktan, bunu sezemeyecek olmaktan ve fark etmeye kalmadan özgürlüklerin elinden alınacak olmasından korkup, direkt 'türban'ı yasaklamak istemesi zavallı bir düşünce yapısı!

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12.2.2008 - TÜRK CHE

 

I.

Edebiyata ve özgürlüğe

olan tutkusuyla tanınırdı

ona bu lakabı

uygun görenler tarafından

 

              II.

              Hayatında duyduğu

              en güzel ç'nin

              "Che" diye yazılanı

              olduğunu söylerdi

 

              Ama "Türkçe

              turkche'leşmesin"di

 

              İçinde "çe" hecesi

              geçen tüm kelimelerinde

              Che'yi anardı

              hep

 

              Ama yazarken değil

              söylerken!..

 

III.

Ve iyi çizerdi

sınırını özgürlüğün

edebiyatta da

hayatta da..

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5.2.2008 - TÜRBAN MEVZUSU

Türban ile kamu alanlarına ve de üniversiteye girmekte bir yanlışlık görmüyorum. Başı açık olanların yaşamlarını ellemeye çalışmadıkları sürece hiçbir sorun yok bence.

 

"Siyasi simge" konusuna girersek de, "Ne olmuş?" derim.. Türbanla gezenler de olsun; Che tişörtü ile gezenler de olsun?

 

Onlar kendini ifade etsin. Beni yok etmek isteyen bir düşüncenin savunucusu olsalar da... Biz de onları yok etmeye çalışırsak, onlarla aynı tavrı takınmış oluruz bence. Bireysel olarak istedikleri yaşamı yaşamaları serbest olsun ama bunu başkasına en ufak bir şekilde empoze etme çabası olursa bu suç olsun bence.

 

Türban tek başına tehlikeli değildir. Bir de şu var mesela: Bir düşünceyi düşüncede savunursun, fiile geçirirsen ve bu fiil suçsa suçtur. Mesela insan öldürmeyi öven, savunan düşünceyi dile getirirsin, bunun hakkında kitap yazıp, miting bile düzenleyebilirsin ve bu "özgürlük" başlığı altına girer ama insan öldürme eylemini gerçekleştirirsen bu suçtur. (TV8'de, "Yaşamdan Dakikalar" adlı programda da geçmişti bu "düşünce özgürlüğü" konusunda söylediklerim, örneğin. O programı tavsiye ederim bu arada.)

 

Türban da öyle.. "Türban takmak" başlı başına zarar veren bir şey değil.

 

Bir de arada tamamen kişisel zevki için türban takan insanlar da olabilir ya; onların özgürlüğünün kısıtlanması durumu olur yasak olması.. Direkt türbanı yasaklamak, bir defa her şeyden önce sırf bunun için bile yanlış bir şey bence.

Türban takanlar, bizim bireysel özgürlüğümüzü kısıtlayacak olan bir düşünceyi savunuyorlar diye, başlarındaki türbanı çıkarmayı istemek komik bir şey. Medenice olanı, karşı fikirler üretmek; bireysel özgürlüğü savunan radikal bir parti ortaya çıkarıp, türbana veya AKP'ye veya sağcıların tümüne karşı olanların o partiye oy vermesidir. Veya muhafazakarlık karşıtı düşünceleri anlatan makaleler, kitaplar yazmak, mitingler düzenlemek, resimler yapmak, konser düzenlemek veya (herhangi bir canlıya zararı olmayan) sert protesto gösterileri düzenlemektir medenice olan. Başındaki türbanı çıkarmaya çalışmak, muhafazakarların sahiplendiği insanlara karşı iğrenç davranışları sergileyen düşünce yapısı ile aynı düşünce yapısı davranışı olur bence.

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19.1.2008 - Metal Faust (Dergi)

Metal dergisi konusunda bu aralarki gözdem. İzmir'de; Logos'ta (Alsancak), Death House'ta (Alsancak) ve yanlış hatırlamıyorsam Köprüaltı Tatto&Pearcing'de (Alsancak) denk geldiğim bu dergiyi, en sonunda Logos'tan bir tane almaya karar vermiştim 1-2 ay önce.. Bugün de bir ara elime aldım ve keyif verdiğini düşününce paylaşmaya karar verdim.. Baştan sona iyi de bir dergi olduğunu farkettim.. Hani, canı sıkılıp, sokağa çıkıp, Rock-Metal dükkanlarında, evde okumak için şöyle keyifli ve bilgilendirici bir metal dergisi keşfetmek isteyen olursa hali hazırda bildiklerinin yanında, tavsiye edebileceğim çok güzel bir rock&roll dergisi Metal Faust..

 

Bu dergiyi keşfetmekten keyif alacak insan için şu müjdeyi vereyim: Elimdeki dergi 1. sayı ve hala ulaşılabilir sayıda var bildiğim kadarıyla.. İzmir dışında da nerelerde bulabileceğinizi şu adresten öğrenebilirsiniz: http://www.metalfaust.com

 

Elimdeki dergiyi karıştırarak, içeriği hakkında da bir şeyler yazayım..

 

+Samimi bir izlenim veren editör yazısı ile başlıyor.. Daha önce bir süre (5 sayı boyunca) sanal dergi olarak yayınlandığını, bu derginin de diğer 5 sanal derginin karışımı gibi olduğunu, biraz tembellikten biraz da maddi mevzudan dolayı dergiyi çıkarmayı planladıkları tarihten biraz geç çıkardıklarını, ilk sayının biraz pahalı olduğunu (5 YTL) ama maddi açıdan buna ihtiyacı oldukları için böyle olduğunu ve bir daha olmayacağını falan anlatıyor..

 

+(Sayfalarda ilerliyorum yavaş yavaş) Önce 3-5 haber var.. (Klasik) Sonra "Piyasa Metal" isimli güzel bir makale.. (Gruplar başlıyor..) Arch Enemey, Blaze, Judas Priest, Sebastian BACH, Radical Noise (Evet. Türkler de var.. Ne güzel.. Etrafımızda nele olup bittiği hakkında da kültür..), Sorrowful Tears, W.A.S.P., Slayer, Kiss, UÇK Grind, Ketum, Toto, Guns'n Roses'ın "November Rain" klibi hakkında yazı ("Klip incelemesi" bölümü.. İşte farklı bir güzellik mesela.. Ekstra olarak..), Mayhem, Burzum, "Kitap Okumak" hakkında çok güzel bir makale daha, bir sayfaya sığdırılmış birkaç küçük edebi materyal, Quentin Tarantino ve "Bacca Bacca" diye üç sayfalık bir öykü ile son buluyor.

 

Rock'n Roll kültürü adına gerçekten tavsiye ederim.. Ayrıca editör yazısında derginin geleceği hakkında çok hoş şeyler söylüyor bence.. Okunup, görülmesini tavsiye ederim.. 5 YTL'ye değer mi?.. Evet, bence değer.. Ki, bir daha bu kadar pahalı bir fiyata satılmayacağını yazıyor editör..   

 

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5.1.2008 - ROCK & ŞEYTAN

Rock, muhafazkarlar için direkt 'kötü' bir kavramdır. Çünkü sorgular ve kafasına uymayan her kavramı reddeder. Bu da muhafazakarların "isyankar" ve "kötü" diye nitelendirmesine; yani muhafazakarlara göre "şeytani" bir kavram olmasına yol açar. Bu, muhafazakarların "rock"ı şeytan ile özdeşleştirmesidir.

 

Bir de "rock"ın kendi kendini siyah ile, şeytan ile özdeşleştirmesi vardır ki bu da bence şundan gelen sembolik bir tavırdır: Kendini 'normal', 'sıradan', 'iyi', 'olması gereken', 'uysal', 'melek' olarak gösterenlerin nedense hep beyaza da 'iyi', 'temiz', 'saf' gibi sembolik anlamlar yükleyip, bunları giyip, kendilerinin iyi ve doğru yolda olduğunu vurgulama niyeti taşıdığını ve 'şekilci' olduğunu görmüşümdür. Ve kendine benzemeyeni "Kendi iyiliği için doğru yola davet etme" adı altında yok etme, öldürme, ezme, işkence etme durumlarına kadar giden saygısız bir çaba içine (çok çok değişik, hayatta bir sürü konuda bu düşünce yapısını gösteren örnekler vermek mümkün ama bir şeyleri daha kolay hayal edebilmeniz için hemen aklınızda orta çağda avrupa'daki muhafazakar din adamlarını akıllarınıza getirebilirsiniz; konuya ilişkin basit bir örnek prototip olarak yani.. ) girenlerin beyazlara bürünerek, sade, basit bir saç-sakal traşı, sade kıyafetler giyinerek kendini 'doğru', 'normal' göstermeye çalışmasını, 'doğru'nun ne olduğunu şekilcilikle, kısıtlamalarla 'empoze' ederek öğretmeye kalkışılmasını kabullenemeyecek; 'düşünmeyi', tartışmayı, sorgulamayı seçecek 'insan'lar da olacaktı dünyada tabi ki.. "Rock" müziğin yüzünde korkunç bir maske olmasının, korkunç-gürültülü çığlıklar atmasının mantığı şudur bence: "Eğer siz kendinizi 'iyi' diye tanımlıyorsanız, eğer siz 'melek'seniz; o halde biz de şeytanın önde gideniyiz!".. Yani diyor ki; siz kötü niyetli, baskıcı, bilmemne insanlar olarak bizleri 'beyaz'ın bu olduğuna ilişkin kandırmaya çalışıyorsanız; biz de buna inanacak kadar sığ olmadığımız tavrını siyah görüntüye bürünerek gösteririz. "Biz, kendini melek gibi göstermeye çalıştığı için, "iyi" olduğunu empoze edercesine beyaz giyinen sahtekar insanlar gibi olmadığımızı gözlerine sokarcasına; büyük bir zevkle siyah, korkunç, şeytani, gösterişli, ayrıntılı giyiniyoruz" tavrı..

 

Melek buysa şeytan benim..

 

Sonuç olarak muhafazakar bir gazetede yazan "Şeytan rock müziğin kalbinde" cümlesinin doğruluğu hakkında söyleyebileceğim şudur: Eğer kafasında takke ile dolaşıp, etrafına kendilerine göre "iyi" olan şeyleri empoze!!! eden bu insanlar melek ise bu cümle de doğrudur..

 

Beyazlar kendini "iyi" gösterip, aslında hiç de iyi olmadıkları için; kendilerinin iyi falan olduğunu iddia etmeyen ve hatta kendini 'iyi' gibi göstermeye çalışan beyazlarla alay edercesine tam aksi bir şekilde şeytani bir duruş sergileyen ve 'aslında beyazlardan çok daha iyi olan' siyahlar ortaya çıktı..

 

 

 

 

 

                                               

Yorum (9) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8.11.2007 - MÖ

MORLUK..

 

Bunu amaçlayarak yaşamıyorum ama; estetik anlayışımı muhafazakar toplumun yadırgayacağı bir şekilde dış görünüşüme yansıtırken aynı zamanda iç görünüşümü de iyi, mükemmel olma uğrunda en üst noktaya taşımaya çabalamam sayesinde önyargılı insanları fena halde yanıltan bir karakter olup çıktım. Yaşamımın en değerli özelliklerinden biri bu.. Önyargılı insanların karşılarına çıktığımda bu yanlış huylarını sorgulatacak bir 'etken' olmam çok keyif verici.. Planlamadan elde ettiğim bir özellik.. (Hayırlı olsun!)

 

***

TO DIE IS TO LIVE.. (Ölmek Yaşamak İçindir)

 

Kendi çemberini tercihine göre keskinleştirme özgürlüğünü kullananlar, toplumun formatını kabullenmiş insanların bilemeyeceği kötü hisleri hisseder ama hayatın teferruatındaki minik haz verici şeyleri de onların göremeyeceği kadar iyi görür ve yaşar; onlar boyunlarında kravatlarıyla koşar adımlarla işe giderken.. Ne kadar cesur olursan, ne kadar reddedebilirsen onların yaşayamayacağı kadar kötü hislerin (ve acıların) ve onların yaşayamacağı kadar iyi (çok çok iyi!) hislerin olur.. Yani sonuçta onlardan daha çok 'yaşamış' olursun..

Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27.9.2007 - BASİT OLAN HER ŞEY DAHA FAZLA KABUL GÖRÜR

                 

(bkz: pop müzik) ve (bkz: klasik müzik)

 

Hep yüzeysel, kolay algılanan bir şeyin başındadır çoğunluk. Sanki insanlar kendini (beynini) yormama içgüdüsüyle doğarlar ve çoğu kişi bu içgüdüyü yenemez (ya da çoğunluk yüzeyselliği seçtiği için çoğunluğa uymamak gibi bir şey için cesaret bulamaz kendinde, bu yüzden de seçilebilir yüzeysellik). Her insan kendince her şeyi sorgulayıp, her konuda kendine dürüst, mantıklı, objektif cevaplar bulmak yerine, bu çok zor geldiğinden, çoğunluk kendisi için yapmayı seçtikleri her basit saçmalık için saçma bir açıklama yaratarak (hemen bir örnek: çok düşünme, kafayı yersin!) herkese bunları ezberletmek çabasıyla zaman geçip, gidiyor.. Her yeni doğan çocuğa, oturttukları basit sistemi ve yapılan her basit saçmalığın altına yerleştirdikleri ( sorgulandığında saçmalıkları apaçık görülen) saçma açıklamaları ezberletmeye çabalıyorlar. Yeni doğan çocukların da çoğu bunu kabul ediyor.

 

Bunu öğrenenleri "hayatı öğrendin", "feleği çemberinden geçtin" lafları ile madalyalandırıyorlar.. Bu çocuklar, sistemin adamı olmuştur ve onların istediği basitliği, konforu güvenle gelecek nesillere taşımaya devam ettireceklerdir.

 

Yeni doğan bebeklerin bazıları, büyüme süreci içerisinde etrafında gördükleri şeyleri sorgulamayı seçer.. Küçükken ellenmezler (Tanrı sanki bu yaştaki çocukların o kadar baskıyı, hüznü kaldıramayacağını düşündüğünden yardımcı olur bu konuda sanki), "Filozof olacak bu ufaklık" gibilerinden gülümseyerek başı okşanır. Dikkate değer değildir, o kadar küçüktür ki tehlike sayılmaz.. Sebepsiz yere toplumdan farklı bir şey yaptığı gün, bir cengaverin çıkıp sistem adına onu bu konuda (alay etmesinden ziyade) ciddi bir şekilde eleştirmesiyle dönüm noktasına gelmiş, çatmıştır. Tam bu noktadan itibaren ya mantıklı açıklamaları düşünmek yerine "Aman boşver. Benim acı çekmemden önemli mi.. Ben hayatımı yaşamaya bakarım" deyip, ileride eğer derinleşirse ve toplumun yüzeyselliğinden koparsa karşılığında çekeceğini gördüğü acıları (/ zorlukları) göze alamayarak basit olanı sorgulamadan kabul eden insanlardan olmaya karar verir ya da "Mmm.. Demek bu iş böyle. Ama bu adalet değil. Bu saçmalığın içine giremem. Her şeyi göze alıyorum. Girmemeliyim." diye o noktadan itibaren tavrını koymaya başlar..

       

İşte bu ikinci gruptaki insanlar "anarşist", "punk", "sosyalist", "solcu", "rock'n roll adamı", "hippi" gibi başlıklar altında çeşitli konularda, farklı farklı bakış açılarından etrafında olan biteni, dünyanın hallerini, insanların davranışlarını sorgularlar ve hemen hepsinin buluştuğu ortak nokta, popülist; beyaz yakalarıyla her gün işe gidip eve gelen, ütülü takım elbiseleriyle ülkelerini yöneten, kısacası "basit olanı, kolay olduğu için kabul eden ve kendi konforunu bozacak sorgulamalara girmeyen" sistemin tüm adamlarını rahatsız etmeleri, eleştirmeleri ya da onların içine girmeyi reddetmeleridir.

 

Bu insanlara kısaca ‘radikal’ mi desek ne..

 

Sayıca çoğunluk hep basit olanın, yüzeysel olanın peşinden gittiği için; sorgulayan, eleştiren radikaller sayıca azınlıktadır hep.. Feleğin çemberinden geçtiği için kendiyle gurur duyanlar kolay olanı seçtiğini ve yanlış olanın çoğunluk olduğunu bilmezler feleğin çemberine çomak sokmayı tercih edenleri eleştirirken.. Onlar zahmete girmemişlerdir ki düşünmek için, önceden düşünülmüş düzenbaz saçmalıkları ezberlemek ve etrafındaki çoğunluk tarafından kabul görmekle kendini yeterli bulmuştur..

 

Evet. basit olan her şeyi daha fazla insan kabul eder ve basit olanı kabul etmeyenlerin yanlışlığını kendi yüzeysel düşünme becerileri doğrultusunda yalnız kaldığını iddia ederek kanıtlamaya çalışırlar: "İşte sen bunun için hayatta hep yalnız kalacaksın!".. Daha az kabul göreni seçip yalnız kalmak zor bir durum evet ama aciz bir durum değil. Neden seçtiğini bile düşünmeden, basit olanı kabul eden bir çoğunluğun acizliği karşısında yalnız kaldığını düşününce hatta kendini evliya gibi hisseder insan. Basit olanı seçmeyen zaten bir şeyin doğru olmasının kıstasının bir başlık altındaki kelle çokluğu ile alakalı olmadığını bilir.

 

Basit olan her şeyin daha fazla kabul görmesi, ayrıca trajik bir sonucu doğuruyor.. Basit olan şey, basit olduğu için kendisinden başka şeyi tercih edenlere saygı göstermesini de bilmiyor. (saygı göstermesini bilseydi mesela, mecliste yeşil saçlı bir insan olurdu) Ya da basit olan şey, bir gün azınlık tarafından seçilmekten korkuyor. Sayıca çoğunluk da onlarda olduğu için fiziksel olarak basit olan şey ve müritleri daha güçlü oluyor. Güçlü ve kendisi gibi olmayanı mümkün olduğunca yok etmek isteyen basitliğin karşısında derin olmayı, dürüst olmayı, kendine cevap verebilmeyi seçenlerin kaderi pek de iç açıcı olmuyor haliyle..

 

Basit olan her şey daha fazla kabul görmeseydi "ideal uğruna ölmek" diye bir kavram olmazdı.. Düşünmeyi, derin olmayı ve saçma ezberleri kendi hayatına sokmadan önce sorgulamayı (gerekirse kabul etmemeyi) seçen insanların doğru, iyi bir insan olmaya çalışmanın en büyük bedeli, yüzeysel sistemin onlara çıkardığı zorluklar oluyor. "Ölüm" (hatta ölümden daha kötüsü de var malesef tabi ki) gibi bir bedel bile 'onlardan' olmaktan çok daha iyidir.

 

Sorgulamamanın, basit olanı kabul edivermenin dayanılmaz hafifliğini seçip sisteme alet olan her bir kişi, doğru olanı yapmayı seçen radikal insanın sırtında fazladan bir kamçı izidir.

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

1988'de, Konya'da doğmuştur.. Seyit Şanlı Anadolu Teknik Lisesi'nde, elektronik bölümünde dört sezon okuyup,diplomayı henüz alamamıştır. Şu anda açık öğretim ile sorumluluk derslerini verip, 2009'da Güzel Sanatlar Fakültesi'ne girmeyi planlıyor. Yazı,şiir yazmaktan ve müzik ile uğraşmaktan büyük zevk alır..

Son Yazılarım

ŞİİR DEFTERİ (Mart-Nisan 2008)
ATATÜRK'ÜN İZİNİN OLDUĞU YOL
DUYURU (Köprüaltı: Artık Alsancak'ta Ücretsiz Atatürk Dövmesi Yaptırılabilecek Bir Stüdyo Mevcut)
UFUK URAS'IN OYU VE TÜRBAN MEVZUSU 2
TÜRK CHE
TÜRBAN MEVZUSU
Metal Faust (Dergi)
ROCK & ŞEYTAN

BASİT OLAN HER ŞEY DAHA FAZLA KABUL GÖRÜR
EGE ROCK FEST (Nisan 2008, İzmir)
4.5
SİYAH GİYİNENLER
ATEŞE TÜKÜR BENİMLE-Mor13
İŞÇİ SINIFI KAHRAMANI (Working Class Hero)
RUHUNU SAVUNMAK ZORUNDA KALMAK
AÇLIK SİTESİ
29 NİSAN 2007- PENTAGRAM KONSERİ
SEVİLMEDİĞİ TOPLUMUN AYNASI: MARILYN MANSON!..
BARIŞ MANÇO'NUN BİR ŞİİRİ
TİYATROYA DAİR..
Alkış
Genç Praksis
BİRBİRİMİZE GÖRE DEĞİLDİK
RÜYA (26.06.2003)

Son Yorumlar

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Nasuh Yılmazdağ
Sunay Akın
Şebnem Ferah (fan)
Ortam Öküzü
Metallica (Türkçe-fan)
Marilyn Manson (fan)
Mercan Dede
Mehmet Tarhan
Cursed (Murat OKUMUŞ)
Gitarcı - Savaş OĞUZ
Halil UZUN
Moröküz @ Azbuz
Barış Manço (fan)
Y. Dil Sözlüğü
Marilyn Manson (fan- Azbuz)
Ayrı Yazılanlar..
Pentagram (Mezarkabul) - Resmi Site
Moröküz @ "mansonfan.azbuz.com"
Türk Rock
Gaykedi
Merwww @ Azbuz
Demirkafalar
Teşekkür ederim...
Teşekkür ederim... (2)
İÜ Sözlük
Köprüaltı Dövme&Piercing
İlginç Site
Dövme Kataloğu
İlginç Oyun
Diagonel
Fotoğraf Albümleri (MÖ)
Metal TR
Maça Kızı
Acil KAN
DvK-Forum The Bell Tolls
TDK Sözlük
DirtyAngels (Fotoğraf)
ADSL Kota Kontrolü
MSN Adresinizi Silenleri Öğrenme Sayfası
Web İnceleme (İlginç Materyaller)
Doktor'un Bloğu
Mr.Food

Sayaçlarım


Arkadaşlarım

zipzuu
BAYKELEBEK
bengisuyum
mrfood
belalibit
Psychoo
temizekran
tinuviel
sandman
suluYASAYAN
greenghost
dreambiker
nasuhmtb
isteOan
tnz
lidilsak
eroman
NubileMisanthrope
kiremit
uyuyanquzel
pitys
tiktak
infernoo
siirbazzz
merwww
TheLostHighway
bosh
yesilegercifm
geyikradyo
Patatatesim
htmlkodlar
blogdenizi
solcularbirligi
gencbilge
hbasak
jinxfairy
minikfesto
ForeWord
golgesibileyok
falaka
duhaaa
belalipiree
eglencecafe
kerrar
esraaksk
slutboi
urgan
izmirliblogcu
sihirlikoza
elvira
guduni
desertOFbutterfly
KUSURSUZBOYA
mishka
HaDRa
gulumcuk2
aksitabraxas
ciiyuww
incesan
playitagainsam
ition
ixirr
zuzujux
erdyavuz
siyah

Diğer Site

morokuz.azbuz.com

Bazı Eski Yazılar ve Şiirlerim

Çocuk Saflığı -04.Temmuz.2006
Asfalttaki Kan İzi -07.Ekim.2005
Liman -27.Aralık.2005
Roman -28.Mart.2006
Eski Sevgilimi Gördüm -17.Eylül.2006
Saç Teli -15.Ekim.2006
Birbirimize Göre Değildik -08.Mart.2007
Tarih Dersi -21.Ekim.2005
Din Dersi -10.Ocak.2006
Mantıksız Kurallara Ölüm -04.Nisan.2006
Şebnem FERAH Şebnem FERAH'tan Bukleler 1 -14.Ekim.2005
Şebnem FERAH'ın İzmir Konseri -30.Nisan.2006
Şebnem FERAH'tan Bukleler 2 -10.Temmuz.2006
Bu dünya benim memleket! 'Lambaya 'püf' De'nin Hikayesi -14.Aralık.2005
19 Ocak & 1 Şubat:"Bu Dünya Benim Memleket!" -1.Şubat.2007
Manço İle İlgili Bir Rüyam -6.Mart.2007
Manço'nun Bir Şiiri -4.Nisan.2007

Moröküz -6.Şubat.2006

Sunay AKIN'dan.. 1 -11.Şubat.2006
Sunay AKIN'dan.. 2 -26.Ağustos.2006

Düşünce Özgürlüğü -09.Haziran.2006
"Her Türk Asker Doğmaz" Perihan MAĞDEN -14.Kasım.2006

Anket

Melek De Tefferruatta Gizlidir -07.Temmuz.2005
Tek Kişilik Mezarlar -14.Temmuz.2005
Kartopu -15.Temmuz.2005
Önemsememe Yeteneği -07.Ağustos.2005
Fahişe Kahkahası -20.Ağustos.2005
3' 51'' 'Lik Adam.. -17.Eylül.2005
İyi Aile Çocuğu -07.Ekim.2005
Küçüğüm Bu Yüzden -15.Ekim.2005
Niye Yazıyorum? -21.Ekim.2005
Öyle Bir Değişim Ki Doğrudan Ayrılmadan -03.Aralık.2005
Terminatör Eğitimi -27.Aralık.2005
Moröküz'ün Amacı -05.Ocak.2006
Din Dersi -10.Ocak.2006
Çağrı -17.Ocak.2005
Moröküz -06.Şubat.2006
Sanattan Anlamayan Yoktur -11.Mart.2006
Mantıksız Kurallara Ölüm! -04.Nisan.2006
Renkli Bir Hayat & Siyah Beyaz Bir Kişilik -17.Nisan.2006
Yaşam Sanatçısı -28.Mayıs.2006
Benim Hiç Dostum Yok! -02.Haziran.2006
Düşünce Özgürlüğü -09.Haziran.2006
Emek Çalmak 26.Temmuz.2006
Blogcu Dergisi ve Alternatif Medya Hayalim -08.Ekim.2006
Televizyon İnsanı -22.Ekim.2006
Çaresizliğin Resmi -01.Kasım.2006
Organ Bağışı -07.Aralık.2006
Muck -08.Şubat.2007
Daha İyi Bir Dünya İçin Kendinle İlgilen -24.Şubat.2007
Sevilmediği Toğlumun Aynası -27.Nisan.2007
Ruhunu Savunmak Zorunda Kalmak -06.Haziran.2007
Siyah Giyinenler -24.Temmuz.2007
Basit Olan Her şey Daha Fazla Kabul Görür -27.Eylül.2007
Rock ve Şeytan -5.Ocak.2008
Türban Mevzusu -5.Şubat.2008
Türban Mevzusu 2 -19.Şubat.2008

Online Sözlük

Lang to Lang sözlügünde ara
to

Fotograf Albümleri