+Eleştri, yorum, öneri, fikir verme, bilgi edinme, kil işlerimle ilgili bilgiler verdiğim reklam forward mail'leri (bcc) için mail listeme mail adresinizi ekleme gibi işlere yarayan başlıklar bulunduran forum açtım Azbuz'daki sitemde. Mesaj bırakabilmek için "bu siteye üye ol"dan üye olmanız gerekiyor sanırım. Forum bu linkte ikamet ediyor: http://morokuz.azbuz.com/forum/KIL-ISLERI/31000000000737654
+Ayrıca yine Azbuz sitemde kil ile ilgili fotoğraf albümü açıyorum. Bu Facebook'takinden daha fazla fotoğraf barındıracak ve içinde özensiz fotoğraflar da olacak. Yani reklam çekimleri değil de, ürünlerimi yaptığım masamın üzerinde, ürünlerimin yakından, uzaktan dağınık bir şekilde falan görebileceğiniz ya da reklam çekimlerimin 'olmamış' fotoğrafları ya da bunun gibi kille igili alelade çekilmiş bir sürü fotoğraf..
+Ve yine Azbuz sitemde fiyat kataloğu oluşturdum artık. O yazıyı, yeni ürün çıkarttıkça güncelleyip, fiyatını yazacağım artık yanına. Aslında bu şekilde arada bir bakıp, hangi yeni ürünlerin de eklendiği görülmüş olur. Evet aynı zamanda bu işe de yarıyor.. Katalog da bu linkte yaşıyor: http://morokuz.azbuz.com/blog/yazi/oku/5000000011049862/KIL-ISLERI-FIYAT-KATALOGU
+Ayrıca bir önceki bültenimde bahsettiğim çatlak sorunlarını hallettim. Tabutların uzunlukları yaklaşık 12 cm'de standardize oldu, hatlarının düzgünlükleri gayet iyi görünüyor ve şimdilik bir sorun kalmadı.. Hayırlı olsun. Sonunda tabutlarımı da diğer ürünlerim gibi sorunsuz yapabiliyorum.
Metallica'nın bu klasiğini umarım hakkettiği ölçüde anlatabilirim.
Master Of Puppets albümü kendi türünün efsanesidir. Yayınlanışı 1986 yılına; metal müziğinin dünyayı kasıp kavurduğu ve "Büyük Dörtlü"nün (Metallica, Megadeth, Slayer, Anthrax) metal dünyasının hükümdarlığı için aralarında savaştığı zamana denk gelir. Ama şüphesiz, o esnada boruyu Metallica öttürüyordu.. Kimse, geçerliliğini hala koruyan Master Of Puppets efsanesini inkar edemez. Demek istediğim o ki, albümdeki tüm şarkılar bir klasik. Metal savaşçılarının saygı duymak zorunda olduğu..
Metal müzik "şiir"se, Metallica da "Shakespeare"idir bu müziğin.
Disposable Heroes'un sözleri derin ve mükemmeldir.
Müziği çok hızlı, sert (heavy) ve çalması oldukça zordur.
Savaş karşıtı bir şarkıdır.
Aslında, bestelenmiş en iyi savaş karşıtı metal şarkısıdır.
Bu şarkıda birbirleri arasında konuşan iki kişi vardır.
1. Kişi: Savaşın ve hayatın anlamını sorgulayan bir asker.
2. Kişi: Askerlerine asla arkasına bakmadan saldırmasını emreden bir komutan.
"Cepheye dön!"
**
Bodies fill the fields I see, hungry heroes end
No one to play soldier now, no one to pretend
Running blind through killing fields, bred to kill them all
Victim of what said should be, A servant `til I fall
(Gördüğüm tarlaları cesetler dolduruyor
Aç kahramanların sonu gelmiş
Askercilik oynayacak kimse kalmamış, rol yapacak kimse kalmamış
Ölüm tarlalarında körlemesine koşuyorum
Hepsini öldürmeye sartlanmış
Olması gerektiği söylenen şeyin kurbanıyım
Düşene dek bir uşağım)
**
1. Kişi:
Bu bölüm savaşın ortasındaki bir askerin kendi hayatıyla ilgili endişe duymaya başlamasıyla ilgili. Askerler öldürme antremanı yapmışlardı ama bu kez gerçek bir ölüm tehlikesiyle yüzyüzeydiler. Kendilerine soruyorlar: "Bu işin sonu nedir? Düşene (ölene) kadar uşaklık mıdır bu?". Askerler öldürmek için eğitilmiş ve güdülenmişti.
Öldür ya da öl
**
Soldier boy, made of clay
Now an empty shell
Twenty one, only son
But he served us well
Bred to kill, not to care
Just do as we say
Finished here, Greeting Death
He's yours to take away
(Asker çocuk, kilden yapılmış
Şimdi boş bir kabuk
Yirmibirinde tek çocuk
İyi hizmet etti bize ama
Öldürmek üzere yetiştirlmiş, sevmek üzere değil
Söylediğimizi yapsın yanlızca
Burada işi bitti, meraba ölüm
O senindir alıp götürebilirsin)
**
2. Kişi:
Bu bölüm, emirler zincirinin düşük rütbeli askerlere nasıl emredildiğiyle ilgili; bir oyuncak gibi, bir piyon gibi... Savaş alanında ölmek zorunda olmalarına dair.. Askerlerin hayatlarını tamamiyle umursamıyorlar. Askerler emirlere uyması için eğitilmiş. Öldürmek ve ölmek için savaş alanında. Sorgulamak yok. Sadece söyleneni yerine getir. Emir zincirini takip et.
"Hey er! Hey asker! Kendine söyleneni yap! Emredileni yap! Savaş alanına git ve öl!"
**
Back to the front!
You will Do what I say, when I say!
Back to the front!
You will Die when I say, You must die!
Back to the front!
You coward!
You servant!
You blindman!
(Cepheye yeniden
Söylediğimi yapacaksın,şöyle söylediğim zaman
Cepheye yeniden
Ölmelisin dediğimde öleceksin
Cepheye yeniden
Seni korkak
Seni uşak
Seni kör adam)
**
2. Kişi:
Komutanlar askerlerine cepheye dönmelerini emrediyorlar, düşman hattıyla yüzyüze oldukları.
BACK TO THE FRONT!
Emirlerimi takip et.
BACK TO THE FRONT!
Geri çekilmek yok. Teslim olmak yok.
BACK TO THE FRONT!
Askerler için ölüm; askerlere nasıl öldüreceğine ve öleceğine dair iğrenç emirler veren ordunun komutanları konfor içindeyken..
**
Barking of machine gun fire, does nothing to me now
Sounding of the clock that ticks, get used to it somehow
More a man, more stripes you bare, glory seeker trends
Bodies fill the fields I see, the slaughter never ends
(Makineli tüfeğin takırtısı, hiç etkilemiyor beni
Tik tak eden saatin sesi, ona alıştım bir şekilde
Şeritlerle birlikte artar erkekliğinde, şan peşindeki yönelimler
Gördüğüm tarlaları cesetler dolduruyor
Kıyım asla sona ermiyor)
**
1. Kişi:
Bu bölüm düşmanlarını öldürme konusunda, bir başka insanın varlığını öldürme konusunda askerlerin nasıl hissizleştirildiğini, moronlaştırıldığını anlatıyor. Daha çok düşman öldürürsen daha çok onurlandırılırlabilirsin. Savaşın sonunda sağ kalmış (şanslı) askerlere kahramanlık madalyası verilecektir. Bu savaşların milliyetçilik başlığına nasıl dayandırıldığı hakkında. Askerlerin insan öldürmesi için beyinleri yıkanır ülkeleri adına, özgürlük adına,... Onların tamamı öldüğünde insan öldürmeyi durduracaksınız.
**
Why, Am I dying?
Kill, have no fear
Lie, live off lying
Hell, Hell is here
Bu bölüm, savaştaki askerlerin duygusuz bir savaşta hayatını ne için harcadığını realistçe düşündüğü an hakkında.
**
Life planned out before my birth, nothing could I say
Had no chance to see myself, molded day by day
Looking back I realize, nothing have I done
Left to die with only friend, Alone I clench my gun
(Yaşamım doğumumdan önce planlanmış, yoktu söyleyebileceğim şey
Kendimi görme şansım yoktu, gün be gün biçimlendirilirken
Geriye baktığımda fark ediyorum, hiç bir şey yapmamış olduğumu
Ölmeye bırakıldım tek dostumla
Tüfeğimi kavrıyorum yanlız başıma)
**
1. Kişi:
Askerler savaşın ortasındaki yıkımın gereçleri.
Askerler piyon. Onlar gözden çıkarılabilir şeyler.
Orduya katılmak hayattaki bir başarı mıdır?
Bir insan öldürmek hayattaki bir başarı mıdır?
Politikacıların ve komutanların emirleri uygulamak hayatta bir başarı mıdır?
Savaşta,
pek çok insan ölür,
ama nefeslerini tek başına kaybederler.
"Left to die with only friend, Alone I clench my gun"
14.6.2009 - KİLDEN KOLYE UÇLARI ve TABUT KAPAKLARI
Bu bültende rock'n roll kil tasarımlarımın son halkaları olarak kolye uçlarını ve 'masaüstü ıvır zıvır tabutları' için yaptığım tabut kapaklarını beğeninize sunmaktayım.
Ayrıca bir de kötü denilebilecek haber paylaşmak isterim: 2. nesilden sonra tabutlar daha sıkı görünüyorlar kesinlikle bence ama küçük bir problem var. İlk başladığımdan bu yana daha iyi hatlara sahip tabutlar yapmayı öğrendim fakat istisnasız tüm tabutlarda kururken kocaman bir ya da iki çatlak oluyor. Henüz bunun önüne geçebileceğim bir teknik bulamadım. Kullanımında zorluk yaratmıyor, özellikle de vernikledikten sonra aynı sağlamlıkta oluyor diyebilirim ama görsel olarak kocaman bir ya da iki çatlak görünüyor tabutlarda. Şahsen benim göz zevkimi bozmuyor aslında ama fotoğraflarda pek belli olmayan çatlaklardan bahsetmem gerektiğini düşündüm.
Kilden kurukafa mumluklar.. Başta rock'n roll ve gotik dekorasyonu sevenler olmak üzere, metalci olmayan kitleden bile bazılarının hoşuna gideceğini tahmin ettiğim yeni mumluk tasarımımı, gördüğünde bir "Hell yeah!" çekip, "Bu mumluktan almak istiyorum!" diye haykıracak müşteri potansiyelime sunmaktan hoşnutluk duyarım. :-) Satın almak ya da soru sormak isteyenler bunun için dünyanın en kolay adresini biliyor: morokuz@gmail.com . (Hey, orada "Hayır, dünyanın en kolay adresi bu değil; dünyanın en kolay adresi: Barış MANÇO Moda 81300 İstanbul" diyen eski "7'den 77'ye" izleyecileri mi var? Hayır.. Malesef Barış MANÇO vefat ettikten bir süre sonra artık dünyanın en kolay adresi bu oldu. Bu arada kendisine rahmet diliyorum.)
Şahsen baktığımda, kamuoyunun Kürtler'i iki gruba ve Türkler'i iki gruba ayırıp, konuyu değerlendirmeyi akıl ettiği zaman çözümüne doğru önemli bir adım atılabileceğini tahmin ettiğim bir sorun..
Kürtler'i ikiye ayıralım:
1-Faşist, Kürt milliyetçisi, eli silahlı ve kendilerini ezen Türkler'i ezmeyi savunan, "Kürdistan" kurmak isteyen Kürtler.
2-Solcu, derdi "Türkiye" çatısı altında 'eşitlik' olan, asimile edilmek istemeyen; faşist-milliyetçi devletin ve insanların tüm Kürtler'i "insan öldürerek ideoloji savunan cahiller" olarak niteleyip, nefret etmesine karşı olan Kürtler.
2-Kürtler'in ikinci grubundakiler gibi, Kürtler'in asimile edilmesine karşı olan Türkler.
Bence çözüm: +Türkler'in birinci gruptakilerini ve Kürtler'in birinci gruptakilerini komple hapse sokmak. +Ne Kürtler'e ne de başka bir ırka nefretle bakmayan ve "Türkiye" çatısı altında birden fazla ırk, birden fazla dil, birden fazla kültür olmasını "bölünme tehlikesi" değil, 'zenginlik' olarak algılayan Türkler'le; kendilerine has kültürlerini yaşayabilen, Kürtçe'yi serbestçe konuşabilen, kendilerini terörist cahil kürtler'le bir tutan cahil sığ milliyetçi Türkler'in artık hapiste olduğunu bilip, Türk ırkına artık mümkün olduğunca şüpheden arınmış bir şekilde bakabilip, endişe duymadan sevgiyle sarılabilen Kürtler'in birarada yaşadığı, tüm Türkiye ırklarının birarada yaşadığı bir ülke olmak.
Ellerimden çıkan bu karakterler aslında birer kurukafadan ziyade; kırmızı bir deriye sahip olan ve yüzünden başlayarak, kafasının gerilerine kadar, beyaz ya da siyah kurukafa maskeleri yapışıp kalmış, kilden yapılmış ölü insan kafalarıdır. Yüzlerindeki plastik maskelerin kafalarının gerisine doğru ağaç köklerine benzeyen tribal uzantılarla uzanmasının sebebi, normalde kafanın neredeyse tamamını kaplayarak üzerine geçen bu kar maskesi misali beyaz ya da siyah kurukafa maskelerinin arkadan ısınarak erimiş ve bu kırmızı derili ölü insanların kafa derilerine eriyerek yapışmış olmasından dolayıdır. Yani aslında 'kurukafa' değil de 'kafasında erimiş plastik kurukafa maskesi yapışmış kırmızı ölü insan kafaları'larıdır bu karakterler. Ama gerçek bir kurukafa anahtarlığı da ısmarlanması mümkün tabii, arka tarafı da tamamen beyaz ya da siyah olan..
+Kilden yaptığım bu ürünün ilk örneklerinde, fotoğraflarda görüldüğü gibi, "Klasik Beyaz" ve "Siyah" olmak üzere iki varyasyon mevcut şimdilik. İsteğe göre detaylarında kişisel düzenlemeler yapılıp, kişiye özel tasarımlı bir (custom) kurukafa da yapılabilir.
+İzmir dışı siparişler söz konusu olduğunda tek bir kargoyla en az 15 lira'lık sipariş gönderebileceğim kuralını bu bültende de hatırlatmak isterim tekrar. (Bunun sebebi kargo fiyatını kendim karşılıyor olmam.)
+Boyut konusunda problem yok sayılır. Cebinize sığması için küçücük de isteyebilirsiniz, daha büyük de isteyebilirsiniz.
+Sipariş için morokuz@gmail.com'dan bana ulaşabilirsiniz ve MSN'den ya da telefondan diyaloğa geçebiliriz daha sonra.
"Masaüstü Ivır Zıvır Tabutları" ismini verdiğim, kilden yapıp boyadığım nesneler.
Temel olarak, içine kaybolmaması gereken minik şeyleri koymaya yarıyor.
Görsellik olarak da (kendimi ifade etme ve sanat kaygısı taşıyarak da yaptığım için) rock'n roll, gotik, korku gibi sanat dalları ile ilgilenenenlerin ilgisini çekeceğini tahmin ettiğim bir durum var.
Fotoğrafta gördüklerimizin en solundaki benim ilk yaptığım tabuttur ve kendim kullanmaktayım. Ayrıca diğerleri elimden çıkan ilk örneklerdir. Her bir yenisini yaparken kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Eleştri ve önerilere de açığım tabii ki.
Satılıktır. :-) Dizaynında kişiye özel düzenlemeler yapabileceğim, kişiye özel de tabut yaptırılabilir. Satın almak için: morokuz@gmail.com'a mail atabilirsiniz ve hatta oradan MSN adresimi ya da telefon numaramı isteyerek benle direkt diyalog kurabilirsiniz. Ya da bu sayafaya yorum bırakabilirsiniz. İzmir dışından gelecek siparişler için "en az 3 tane sipariş" gibi bir sınırlamam var. Çünkü kargo ücretini ben ödeyeceğimden, ancak karşılar. İzmir içindeki siparişler için böyle bir kural yoktur. Bir dükkanım olmadığı için buluşup, elden takdim ederim.
Ve son olarak içine konulabilecek şeylerin listesini yaptım sizin için (ama henüz listenin bitmemiş hali bu):
kaybolmaması gereken minicik şeyler pena açma halkası kapak bozuk para toka elektronik devre elemanları vida anahtar yüzük küpe çivi pil USB kolye ucu çakmak traş bıçağı kafası prezervatif kibrit piercing midye kabuğu düğme dübel civata rozet ataç paket lastiği sakız sigara mum (hatta içine mum dikilebilir ve böylece "mumluk" olur) iğne yüksük makara sakız şeker asma kilit incik boncuk iplik (Gorky) zımba teli (Gorky) şeker (şekerlik de olabilir bundan. evet.) (Merwww) kalem ucu (Merwww) silgi (Merwww) far (Merwww) ruj (Merwww) hap (Hilal KARAAYDIN)
(Ayrıca sadece bu listeye eklenecek madde konusunda bile mail atabilir, katkıda bulunabilirsiniz. :-) )
Bu, askerlik yapmaktan çok daha cesurca olan bir tavır... (Medeni ülkeleri bilmiyorum ama türkiye'de böyle şimdilik.)
O zamanda, özgürlük için yapılabilecek en doğru şeyler onlarsa o yapılmış olanlara karşı çıkmıyorum. "Türkiye Cumhuriyeti" denilen ülke kurulurken trajik bir şekilde savaşlarda veya sefaletten vefat eden sayısı oldukça yüksek insana saygı duyuyorum. Belki benim popomun üzerinde rahat oturmamı zamanında silahıyla, bedeniyle mücadele edip, vefat edip, kazanılmış savaşlar sağlıyordur ama günümüzde şartlar aynı değil.
Devlet savunması gibi konularda bilgim yoktur. Ama günümüzde hala bir devletin insanlardan oluşan bir orduya ihtiyacı varsa bile bu gönüllü olan ve para karşılığında eğitilen insanlardan oluşan "profosyonel ordu" sistemiyle halledilebilir. Bugüne kadar devlet zoruyla askere gitmiş her Türk erkeğinin hakkını mı yiyorum? Hayır. Onlar yanlış sistemin kurbanı oldular malesef. Zararın neresinden dönülse kar.. Doğru olanı (eğer bir ordu olması gerekiyorsa mutlaka) profosyonel ordu sistemidir bence. Çünkü strateji bir yana her insan içinde milliyetçi duygularla, devleti için eline silah alıp insan parçalama hisleriyle yanıp tutuşan bir ruh haliyle doğmuyor. Her sağlıklı Türk erkeğinden zorla bu istenemez. Eğer içinde yaşadığımız dünyaya (memleketim de dahil, mahallem de dahil, arkadaşlarım da dahil, dünyadan hemşe'rim olan yaklaşık 6 milyar kişi de dahil,...) bir sorumluluğumuz varsa, kendimiz ve etrafımızdaki insanların özgürlüğü için ölmekten daha iyi şeyler yapılabilir. Ölmekten daha zor şeyler de yapılabilir! Ölmekten bile daha erdemli şeyler de yapılabilir! Vatandaşı olarak bağlı olduğum bu devlete ve bu devleti kuranlara manevi bir borcum/ödevim varsa bile bunu saçımı kestirip, elime silah alıp, dağlarda sürünerek ya da insan avlayarak değil örneğin bu az gelişmiş zavallı devletin mevcut olduğu bir ülkede insanların özgürlüğü için kendimi tehlikeye atacak şeyler yaparak da bu ülkenin ya da bu dünyanın gelişmesine katkıda bulunabilirim.
Vefat edenlere saygı duyuyorum ama günümüz dünyasınnda hayat artık eskisi kadar basit değil. Askere gitmemek eşittir sorumsuz olmak ya da eşittir eskiden yeşil üniformasıyla bugün ki ortama canını vererek katkıda bulunmuş olanlara vefasızlık yapmak değildir. Vefat eden insanların kanlarıyla kurulmuş bir ülkeyi geliştirmek, hala günümüzde de kurtuluş savaşı'na gider gibi bir ruh haliyle askere gitmek değil; birilerinin kıt beyinleri yüzünden ancak hepsini 'temizleyince' çözülmesi umulan "kürt sorununu" çözmek için dağlarda insan avlamak değil; kitap okumaktır, bilimde, sanatta, kültürde kendini geliştirmektir, iyi pazarlamacı, iyi ekonomist olmak ve saire ve saire...
1988'de, Konya'da doğmuştur.. Seyit Şanlı Anadolu Teknik Lisesi'nde, elektronik bölümünde dört sezon okuyup,diplomayı henüz alamamıştır. Şu anda açık öğretim ile sorumluluk derslerini verip, 2009'da Güzel Sanatlar Fakültesi'ne girmeyi planlıyor. Yazı,şiir yazmaktan ve müzik ile uğraşmaktan büyük zevk alır..