Türkiye yasaları diyor ki; (bazı muafiyet durumları dışında) hiçbir erkek Türk vatandaşı, ortalama bir insan ömrü yaşayıp da, bu süreç içerisinde (kendini bildiğinden itibaren) hayatta daima mantıklı olanı yapmayı seçemez; böyle bir prensibe göre yaşayamaz.
Türkiye yasaları diyor ki; (bazı muafiyet durumları dışında) hiçbir erkek Türkiye vatandaşı, hayatının her alanında ne kadar özgür ve rahat olursa olsun, ortalama bir insan ömrü yaşayıp da en az bir dönem diktatör ve hiyerarşik bir sistemde birkaç yüz tane emir almadan ölemez.
evet, blogcunun kurbanı oldum... yorumu göndere tıkladığım zaman sadece boş beyaz bir sayfa çıktı, bende gelmediğini düşündüm ama gelmiş... tabii ki, biz de o gece çağların kaldığı eve gidecektik ama hepimiz bayılmıştık zaten, sonra nasip olmadı :D o konserden hala enerjik olarak çıkabilen olduysa zaten elinden öperim... neyse, ben msn veririm cihan_t@msn.com sen bu adresi sonra sansürlersin, yorumu okuyunca zaten... başımın üstünde yerin var, her zaman beklerim...
senin hiçbir tabuyu takmayan yönünü,
ve sınırsız eleştiri yapma hakkını kendinde bulan yönünü seviyorum...
işte, insan böyle olmalı... soran, sorgulayan, merak eden, düşünen...
ayrıca da metallica konserinde, en azından bir el sıkışma şansı yakaladığımız için mutluyum...
--------------------
Moröküz: Öncelikle Blogcu'nun geyikliği yüzünden sanırım yorumun yayınlanmadığını düşünüp aynı yorumu 5 kez yazmışsın, şimdi ben hepsini yayınlanmış halde buldum. (birebir aynı olan 3 tanesini sildim.) Ayrıca benim için katlandığın bu çabadan dolayı teşekkür ederim. :-)
Çok teşekkür ederim düşüncen için. Beni çok mutlu eden, nazik bir iltifat.
Konser sonrasında görüşmeyi planladık ama görüşememizin iki sebebi vardı. Çağlar'ın telefonuna ulaşamamam ve çok yorgun olmamızdı.. 2-3 kez arayıp teefonun kapalı olduğunu görünce sevgilimle birbirimize bakıp "Zaten sabahlamak için fazla yorgunduk" deyip, otelin yolunu tuttuk..
Ankara'ya bir arkadaşımı ziyaret etmek için bu kış gelmeyi planlıyorum zaten ve (sen sanırım orada yaşıyorsun) gelmeden önce sana haber verip birlikte uzun bir şekilde vakit geçirip, şöyle bi' takılabiliriz. :-) Ya da mesela, gayet ciddi bir şekilde, organizatörlerin kendi ağzından falan Metallica'nın 2009'da geleceği konuşuluyor, o konserde daha uygun bir plan yapıp "Merhaba" deyip el sıkışmaktan daha uzun, daha keyifli bir diyalog kurabiliriz. Kışın Ankara'ya geleceğim zaman haber vermek istediğimde sana ulaşabileceğim bir MSN adresi falan vermek ister misin? (Tabii bir aksilik olmazsa ve gelebilirsem, bir de o kısmı var) Şahsen görüşmek istiyorum ben senle.
senin hiçbir tabu tanımayan, sınırsız eleştiri yapma özgürlüğünü kendine hak gören tarafına bayılıyorum... işte insan böyle olmalı... soran, sorgulayan, fikir üreten... ayrıca da metallica konserinde, sami yen önünde en azından el sıkışma fırsatı bulduğum için mutluyum...
bora..mrfood arkadasımız senden mnsını alabıleceğimi söyledi.ama sanırım sende yorumlar otomatık olarak yayınlanıyor.bak ne yapalım sen bana yorum olarak senın ve mrfood un msn adreslerını yaz..bende ekleyeyım sizi..evet evet müjde!msn denen illetten bende de var bır tane! hayırlı olsun cümlemize:)
Boracım herkes senin gibi düşünse keşke, şu 7 milyar insan. Ama imkansız, çok ütopik Bora, çok. Düşüncelerimi en iyi bilen 2-3 kişiden birisin sen, anlayacaksın beni, tıpkı benim seni anladığım gibi. Bu ülkede askerlik "PKK'ya karşı savaşmak" olarak algılandığı sürece hiçbir şeyi ileriye götürmek mümkün değildir bu konuda. Çünkü Vicdani Ret'in bir hak olduğunu anlatabilmek, kavratabilmek, beyinlerdeki gereksiz milliyetçiliği silmedikçe olamaz. PKK ve dış güçler tam bu milliyetçiliği körüklediği için, öncelikle bu sorunun hallolması, ardından tartışmalara açılması lazım ki bunun için de insanlara vicdani kararların yalnızca kendilerini ilgilendirdiğini benimsetecek bir politika izlenmesi lazım, ama günümüz dünyasında, günümüz Türkiye'sinde, bu coğrafyada çok güç yapılabilecek bir şeydir. Savaşlar hiç bitmiyor, emperyalistler sürekli yeni topraklar, yeni sömürgeler peşindeler, biz bitirmek istesek bu sorunları, onlar izin vermeyecektir buna, çünkü biz "cahilleştirilmiş" bir halkız yıllardan beri, bilinçli bir politika bu; bir taraf milliyetçi, diğer taraf cahil, diğer taraf PKK yanlısı, diğer taraf liberal yapılan bir ülkeyiz. Olan demiyorum, yapılan. Bir insanın parmağını oynattığı gibi biz de oynatılıyoruz, toplumsal uyanış için öncelikle "bir şekilde" yönetime sosyalizm ideolojisi yerleşmeli, ama tam sosyalizm, öyle siktiri boktan CHP falan değil. Din Ve Vicdan Özgürlüğü ancak bu dönemde önem kazanır ve Vatan Sevgisi'nin yalnızca askere giderek kanıtlanmayacağını, öyle olsaydı bu ülkeyi dolandıran bu kadar orospu çocuğunun, bu ülkeyi satan bu kadar şerefsizin olmayacağı anlatılabilir.
Profesyonel Askerlik konusu da kesinlikle tartışılmalı ve bir şekilde bu uygulamanın yavaş yavaş yapılması gerekiyor. Ben Vicdani Retçi miyim peki? Biliyorsun ki isteyen gitmesin, başka şekilde hizmet etsin, ama ben gideceğim ve askerlik yalnızca "PKK'ya karşı savaşmak, geberteceğiz onları" demek değildir diyenlerdenim. Askerlik günümüz şartlarında gereklidir, ama insanlık daha fazla gereklidir. İnsan olduğunu unutturarak yaptırılan askerlik de tamamen karşı çıktığım bir şeydir. Çünkü savunmanı kaldırır askıya alırsan, yarın gelirler egemenliğini askıya alırlar, sonra da hadi bakalım, siktirin gidin! derler.
----------------------------------------------------------------
Moröküz:
Askerliğin gerekli olup olmadığı, gerekirse kan akıtarak savunmanın ahlaklı olup olmadığı hakkında açıklama yapmadım.
Benim gitmeyi reddedişimin sebebi şu: "'Özgürlüğüm'ü kısıtlayan bir sistemle işbirliği yapıp 'özgürlüğümüz'ü savunamam." diyeyim kısaca, eğer isterseniz detaya da girebilirim. Bu arada "Full Metal Jacket" isimli filmi tavsiye ederim.
eğer burda bahsettiğin bensem elbete tartışabiliriz.şöyle bir bakarsak ülkemize dört bir yandan kaybettiğimiz için,seni de anlayabiliyorum.bugune kadar devlet okularınd agördüğümüz eğitim ,en azından benim gördüğüm eğitim boştu.aydın ve bilgili kesimöin başta olmaması,çoğunlukta olmaması belki de işleri bu hale getiren.elbette ülkenin beyim gücüne de ihtiyacı var.sen erdemli ahlaklı zeki ve -insan- gibi -insan- olabilirsin.ki bora yorumu yazan sensen şayet adam gibi adam oldugunuda biliyorum...ama senin karşında bulunanların savaş taktiği bir soğuk savaş değil,canla başla karsıt saldırıdır.silahlı olarak..askerliği tartısmam o yuzden.ama neyı tartısırız,herkes askere gitmeli mi?bunu bende bilmiyorum işte.erkek olmadıgım için,askerlikte ne gibi duygular kazanır ınsan,kendını hangı yönde terbuye eder bilmiyorum..ama şöyle birşey kalem gücüyle,kitap gücüyle karsınızdaki o insanları yenemezseniz.onlar içimize bir sızdı mı boğaziçi okumak bile fayda etmez!
Önce "liseyi bitirdikten sonra" derler, sonra "üniversiteyi bitirdikten sonra", sonra "askerliğini yaptıktan sonra", sonra "iş bulup kendi ayaklarının üzerinde durduktan sonra", sonra "yeteri kadar zengin olduktan ya da emekli olduktan sonra"... İşte emekli olduktan sonra zaten seks bile yapamayacak kadar yaşlı oluyorsun ya, işte tam o yıllardan, taa ömrünün sonuna kadar özgür olabilirsin!..
Bu bir düzen. Karşı çıkmak isteyenler için çeşitli oyunlar, kandırmacalar var... Örneğin televizyonlardaki diziler, kadın programları, magazin programları bu aşağılık düzene hizmet ediyor.. Şimdi bu konuya girsem, iyice uzar...
"Askerlik" kurumunun, ülkemizde ne halta yaradığını yukarıdaki yorumda söyledim. Eğer ülke savunması, "insan"lıktan çıkarılıp "ölüm makine"liğine sokulan büyük bir grup varlıkla mümkün oluyorsa bile bunun için gönüllü olacak pek çok "profosyonel asker" bulunur(para karşılığında askere gitmek falan)..
Eli silahlı, kaslı milliyetçilerle mi savunma daha iyi yapılır, yoksa ülkenin her vatandaşının asker doğması yerine her vatandaşının bol bol kitap okuması ile mi güçlü savunma mekanizmaları kurulabilir günümüzde bir ülke için; bu konuda hiç açıklama yapmadım henüz.. Bir de o var.
Bu arada istediğin kadar tartışabiliriz, karşıt fikirlim olman sana saygıda kusur etmem gerektiği anlamına gelmez. Tabii ki, katılmadığın konularda istediğin gibi benle tartışmana memnun olurum. Kızdığım falan yok. Benim öfkem sana olmamalı, olsa olsa senin düşüncelerine olmalı..
bence seninde yanılma payın var...elbette bende pek az düşünmedim değil.sonucta hayatına bır bucuk sene ara vermiş oluyorsun.üstelik orada öğrendiğin birçok teknik bilgi günlük hayatında işine yaramıyor.ama birde şu tarafından bak,asker dönüşü sence daha özgür bir insan olmaz mısın?nitekimm herkesi özlemeyi,ve yine özlediğini unutmayı öğrenmiş olacaksın..benim çok yakın bir arkadaşım hakkaride askerlik yaptı.dağlıca baskınında kendi taburundan birçok arkadası hayatını kaybett.4ay boyunca dağlarda yaşamışlar.ve geldiğinde ne durumdaydı bişliyor musun?konuşmuyordu.soğuktan esmerleşmiş,kömür gibi olmuştu.5ay boyunc bizlere yabancılık çekti.madem böyle neden askerliği savunuyorsun diyeceksin,aslında askerliği savunmuyorum.bizim ülkemiz özgür değil ki bireyleri özgür olsun...üstelik askerlik halkın tekeline bırakıılırsa bu kurumda nitekim bozulur sonunda.bence tek yönlü düşünüyorsun bora..bana kızıyor olabilirsin ama..ben böyle düşündüm..
seni seviyorum biliyorsun bora.ama tek taraflı baktığını düşünüyorum bazı mevzuulara...elbetde asker olmak zorunda değilsin ama şuan ülkenin bulundugu bir duruma bak hele...bu milliyetçilik değil ama bir insan vatanını savunmayı bilmeli.eminim sende üzülüyorsundur daha hayata adım atacakken uçurumdan gidenlere..gencecik hayatlara..ama lütfen böyle konusma..gitmek istemesen bile.yapmak istemesen bile..çünkü bu,bu tuoprağı bir arada tutan,insanımıza güven veren tek devlet koludur.
-----------------------------------------------------------------
Moröküz:
Askerlik kavramı (Türkiye'de) , her Türk erkeğini hayatında en az bir kere düzene biraz daha uyumlu yapmak için yaşatılmak zorunda kılınılan 'yontma dönemi'dir. Muhafazakar Türkiye, "Herkesin metalci olmasına saygı duyarım" der ama herkesi bir dönem elinin altına alıp, saçlarını kısa keser. "Vatan sevgisi" falan diye askerliği karşı çıkmayı düşünmenin bile nefretle karşılandığı bir ortam hazırlar ve saire.. Bazı insanlar yeni yeni askerliği sorgulamaya başladı daha.. Türkiye'de bir tane bile gerçek anlamda özgür ruhlu insan olmamasını istiyor devlet. Bunu yasaları ile kanıtlıyor. Herkesi askere alarak. "En özgür ruhlu Türk vatandaşı bile 'askerlik' döneminde bana, benim insanlık dışı sert emirlerime itaat etmiştir bir dönem. Ne kadar anarşist olabilirsiniz ki?" diyor devlet! Eğer barış için silah tutmayı, reddeden ve 'askerlik' kavramına tamamen karşı olan vicdani redçiler yanılıyor olsa bile; yani askerlik gerekli bir şey ise bile bunu profosyonel askerlerlikle halledebilirlerdi. Ama bunu yapmıyorlar çünkü, tüm türk erkek vatandaşlarını 'askerlik' denilen dönemde, hayatlarında en az birer kere 'elden geçirmek' onların iğrenç muhafazakar düzeninin çok önemli bir parçası! "Vatanı korumak" falan genelin beynine verilmiş güçlü bir psikolojik uyuşturucu..
1988'de, Konya'da doğmuştur.. Seyit Şanlı Anadolu Teknik Lisesi'nde, elektronik bölümünde dört sezon okuyup,diplomayı henüz alamamıştır. Şu anda açık öğretim ile sorumluluk derslerini verip Güzel Sanatlar Fakültesi'ne girmeyi planlıyor. Kilden tasarımlar yapıp satmakta ve müzik ile uğraşmaktadır.