Embed

BORA, 1. ÇEŞME FİLM FESTİVALİ'NDE

 

22 Şubat 2011

1. günün sabahı belirtilen saatte Konak’ta belediye binasının önünde İzmir Merkez’den Çeşme’ye götürecek festival servisini beklemeye başladım. Hafif yağmurlu ve “Acaba binanın yanlış tarafında mı bekliyorum?” tedirginliğiyle geçen kısa bir zamandan sonra deniz kenarındaki tarafta gördüğüm büyük otobüsün kenarındaki “Çeşme Belediyesi” yazısını görünce hemen kapısına gidip, “Çeşme Film Festivali’ne gidiyor, değil mi?” demeye varmadan yanda, en önde Çeşme’deki DÜŞAR’dan (Yani bu etkinliği İzmir Yenikapı Tiyatrosu ve Azizm Sanat Örgütü ile birlikte organize eden Çeşme Turizm ve Otelcilik Yüksek Okulu Düşünce ve Araştırma Kulübü) arkadaşımız Erdi’yi gördüm ve yanına oturdum. Sadece benim bindiğim sefer, festival servisi tenhaydı. Ankara’dan gelen “Top” kısa filminin ekibi ve 3. gün görüntü yönetmenliği atölyesi verecek olan Berk TUĞCU ve birkaç katılımcıyla birlikte servisimiz Çeşme’ye doğru yola çıktı. Çeşme Meydanı’na indiğimizde orada Azizm Sanat Örgütü’yle, Çeşmeli arkadaşlarımızla, bizim tiyatronun Çeşme’deki kısmıyla karşılaşıp, merhabalaşmalar derken açılış törenine geçtik. Çeşme Belediyesi’nin tertiplediği tören açılış konuşmaları yapıldı. Konuşmalarda DÜŞAR’dan Halit Çelik, teşekkür edilen kişi ve kurumlar arasında festivalin organizasyon ekiplerinden Azizm Sanat Örgütü’nün ismini unutması ve üstelik festivalin bugünki programından da bahsederken yine Azizm Sanat Örgütü’nden Selin SÜAR’ın yazarlık atölyesini atlaması Azizm’e karşı çok şanssızca bir hata oldu ama neyse ki Halit gün içindeki diğer duyuru konuşmalarında Azizm Sanat Örgütü’ne ismini zikretmeyi unuttuğundan dolayı ayrıca özel olarak teşekkür ederek güzel bir telafi hamlesi yaptı. Açılış töreninden sonra yavaş yavaş ilk günki kısa filmlerin gösterileceği Çakabey Kültür Merkezi’ne geçildi. İlk gün gösterilen filmler şu şekildeydi: Baran ŞAŞOĞLU’ndan “Selin’i Beklerken”, Ezgi KAPLAN’dan “İrmik Helvası”, Hasan KURT’tan “Temiz Olmak Lazım”, Murat TÜMER, Mithat ZENCİR, Mehmet KURT yönetmen üçlüsünden “Top”, Ayşegül YADİGAR’dan “Güneşin Karanlığı”, Önder MENKEN’den “Karga Leşi”, Barış ÇORAK’tan “Altıkırkbeş”. Şahsi gönlüme göre öne çıkan eserler Temiz Olmak Lazım, Top ve Altıkırkbeş’ti.

Birinci günün kısa filmlerinin ardından Azizm Sanat Örgütü Yönetmeni, Senaristi, Yazarı ve Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Sinema, Televizyon Bölümü Mezunu Selin SÜAR’ın yazarlık atölyesini izledik. Senaryo yazarlığı hakkında bilgi olarak istediğimi aldığım bir atölye oldu şahsen. Ama eleştirebileceğim nokta da var. Hababam Sınıfı öğrencileri gibi yıllarca öğrencilik yaptığım için gözümün önünden sayısız öğretmen geçti ve aralarında ‘öğretmenlik’ işini mükemmel bir şekilde yapan ve dersin içeriği ne olursa olsun derse beni bağlaması, dersten zevk almamı sağlaması ve anlattığı şeyi çok iyi kavramamı sağlamayı başaran öğretmenler gözlemleme fırsatım oldu. Bu yüzden bir öğrenci gözüyle ‘öğretmen eleştirmeni’ gibi konuşacak kadar tecrübem olduğunu düşünüyorum ve kendime verdiğim bu yetkiye dayanarak ‘öğretmenlik becerisi’ açısından daha iyi bir atölye olabileceğini düşünüyorum. Aslında bu festivalin 3 günündeki 3 atölye için de geçerli bir eleştrim. Günlük hayattan örneklerle süslenebilir, benzetmelerle süslenebilir falan mesela. Örneğin belgeseller çok büyük alanlardan bahsederken izleyicinin kafasında o resmi oluşturabilmek için “Bilmemkaç futbol sahası büyüklüğündeki bu kanyon” falan derler ya; bunun gibi..

Atölye bölümünden sonra, “Dizi Sektörü ve Sömürü” başlıklı söyleşideydi sıra. Sahnedeki söyleşi masasında Altan GÖRDÜM ve Yeşim Ceren BOZOĞLU yerlerini aldılar ve dizi sektöründe dizilerin ve dolayısıyla çalışma saatlerinin uzunluğu gibi konulardan dem vurduktan sonra izleyicilerle kürsüdekiler arasında “Peki ya siz bu eleştirdiğiniz sistemin içinde olmanız hakkında ne düşünüyorsunuz?”dan başlayan uzun ve keyifli bir tartışma izledik. Söyleşiden sonra günün sonunda gösterimi yapılması planlanan uzun metraj film “Ara”, hatırladığım kadarıyla bilgisayarda bir problemin çıkmasından dolayı gösterilemedi. Zaten öncesindeki söyleşinin tartışmaların da etkisiyle uzamasına bu sebeple izin verildi organizasyon tarafından. Etkinlik sonrasında, Azizm Sanat Örgütü’nün Yeşim Ceren’le yapacağı ve benle Yunus’un da Altan Abi ile bu dergi için Ritüelden Sanata Tiyatro için yapacağımız röportaj için bir cafe’de oturduktan sonra Çeşme Belediyesi’nin ayarladığı bir restaurant”ta yemekler yenildi ve İzmir’e dönecekler servisle dönerken biz de Çeşme’deki keyifli festival geceleri muhabbetleri ritüelimizi gerçekleştirip, sonra uyumak için DÜŞAR’lı arkadaşlarımızın evlerine geçtik.

23 Şubat 2011

2. gün Çakabey Kültür Merkezi’ne geçtiğimizde İzmir’den gelenlerin ve Çeşme Turizm ve Otelcilik Yüksek Okulu öğrencilerinin katılımının çoğalmasıyla festivale katılımın genişlediğini gözlemledim. Zaten baştan beri bu festivalin, Kasım 2010′daki 1. Çeşme Tiyatro Festivali gibi günler ilerledikçe etki alanının artacağını tahmin ediyordum. 2. gün izlediğimiz kısa filmler: Hakan Metin MERCAN’dan “Anı Yaşamak”, Murat VANLI’dan “Kare As”, Aydın ÖZTEK’ten “Çürüğüm Askerim Reddediyorum”, Kamuran DEMİR’den “Jiyan”, Burak YEDEKÇİ’den “Empoze”, Cansu BİLKAY’dan Yönetmenimiz Orçun MASATÇI’nın da oynadığı “Border-Line”. Kanımca bugünün öne çıkan kısa filmleri de: Anı Yaşamak ve Çürüğüm Askerim Reddediyorum’du. Özellikle Çürüğüm Askerim Reddediyorum gibi vicdani ret kavramını (vicdani reti eleştiren vatandaşları da içeren bir belgesel olarak) izleyenlerine Türkiye halklarındaki çürümüş militarist kültürün tabularını önemsemeksizin cesurca veren filmin sonunda izleyen kitleden bol alkış alması henüz gayrı resmi bir vicdani retçi olan beni çok mutlu etti. Kısa fimlerin ardından bir kısa filminin gösterimi ve ardından başlattığı söyleşiyle bize sürrealist tavır sunan Tan Tolga DEMİRCİ, sürrealist filmi ve özellikle söyleşisinin ilk dakikalarında kullandığı teknik tabirlerle festivalin en zor anlaşılan sanatçılarından biri oldu ama anladığım kadarıyla kitle için söyleşisi de sıkıcı geçmedi. Zaten samimiyet çerçevesinde kendisine “Anlaşılma kaygısı” bununla alakalı sanatsal duruşu hakkında sorular yöneltildi, kendisi de samimiyetle bunları cevapladı falan. ‘Anladığımız kadarıyla’ sevdik kendisini. Ardından, kendisi için İzmir dokuz Eylül Üniversitesi’nden gelen tribünle birlikte Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Sabire Batur SOYTOK’un “Günümüz Türk Sinemasında Yeni Yönelimler” söyleşisini izledik. Ve günün sonunda Çağan IRMAK’ın çok sevdiğim uzun metraj filmi “Karanlıktakiler”i izledikten sonra, yine festival akşamları katılımcılar için tertiplenen akşam yemeğini yedik ve organizasyonun başarılı evsahibi DÜŞAR’ın evlerine dağıldık yine.

24 Şubat 2011

Çeşme Belediyesi’nin de katkılarıyla, Çeşme Düşünce ve Araştırma Kulübü, Azizm Sanat Örgütü ve İzmir Yenikapı Tiyatrosu’nun düzenlediği 1. Çeşme Film Festivali’nin 3. günündeki kısa film programı şu şekildeydi: Onur TÜRKÇELİK’ten “Kayıp Sesin Hikayesi”, Emrah SALTIK’tan “Duma Duma Dum”, Hakan DOĞAN’dan “Soru ve ?”, Süleyman DEMİREL’den (9. Cumhurbaşkanı olan değil) “Normal”, Onur GÜRSOY’dan “Pembe İnek”, Barış ÇORAK’tan “Balıkçı”. Bana göre 3. günün yıldızı ise Pembe İnek’ti. Günün atölyesi görüntü yönetmenliği üzerine, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema TV Bölümü Mezunu – Kısa Film Seçkisinde yer alan “Altıkırkbeş” ve “Balıkçı” filmlerinin görüntü yönetmeni Berk TUĞCU tarafından verilen atölyeydi. Görüntü yönetmenliği üzerine arzu ettiğim bilgiyi aldığım bir atölyeydi fakat Selin SÜAR için yaptığım küçük eleştri Berk için de geçerli. Kendisinin de söylediği gibi belli ki sinema öğrencileri için daha teknik tabirler içeren bir hazırlanmayla gelmiş ama salonun çoğunluğunun sinema öğrencisi olmayan sade vatandaşlar olduğunu gözlemledikten sonra teknik tabirlerden arındırılmış, ‘indirgenmiş’ bir atölye yapmaya aniden karar verince atölye performansı biraz düştü gibi geldi bana. Ama dediğim gibi bilgi olarak istediğimi aldığım ve memnuniyet içeren bir vakit geçirdim ama bir şey öğretme performansı üzerine daha çok çalışılabilir ve daha renkli de olabilir gibi geliyor bana bu atölyeler. Karşımızda bu görsel işin daha çok mutfağında olan insanlar var ve onlardan doğaçlama bir şeyler sergileyen bir tiyatro oyuncusu gibi daha renkli bir atölye performansı benim mi abartılı beklentim acaba diye kendime sormuyor da değilim bir yandan gerçi.

“Sinema ve Tiyatro Oyunculuğu” söyleşine Turgay TANÜLKÜ bildiğim kadarıyla sağlıkla ilgili bir problemden dolayı katılamadı ve onun yerini günün sonunda uzun metraj filmi “Asi Ruh” yayınlanacak olan Hakan ALAK dahil oldu ve onun yanısıra tiyatro, sinema, dizi oyuncusu Orhan AYDIN ve İzmir Yenikapı Tiyatrosu’nun yönetmeni, senaristi, oyuncusu Orçun MASATÇI’nın katılımı ile keyifli bir söyleşi gerçekleşti. Ardından Beşiktaş futbol takımının ünlü taraftar grubu Çarşı’yı anlatan bir belgesel film olan “Asi Ruh” gösterimi ve kapanış konuşmaları ile keyifli ve bünyeye kültür, tecrübe katan, Çeşme Belediyesi’nin de katkılarıyla, DÜŞAR – Azizm Sanat Örgütü – İzmir Yenikapı Tiyatrosu emekleriyle ve Çeşme ve İzmir seyircileriyle güzel bir festival daha sona erdi.



Bora ŞAHİNKARA
http://www.yenikapitiyatrosu.com

 

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !