Embed

BORA, ONUR MAHALLESİ'NDE

2 Ekim 2010 Cumartesi akşamı 2 gruba ayrıldık. Uğur, Medine, Nazlı, Duygu, Ayşen ve Gözde arabayla; onlardan kısa bir süre sonra da ben, Selçuk, Özlem ve Yunus da otobüsle İzmir-Yamanlar'daki Onur Mahallesi'ne vardık.

Adeta bir köy ortamı olan Onur Mahallesi'nde köy meydanı gibi görünen bir dönemeçte yaşlılar oturmaya başlamıştı bile. Meydanda, yarım daire şeklinde dizilmiş sandalyelere oturmuş genç ve yaşlılarla tokalaştık sırayla. Bu tokalaşmaya başlarken daha ilk elimi uzattığım Onur Mahalleli Genç Adam, dış görünüşümün ilginç olmasından ötürü benim elimi sıkmayacağına dair bir şey söyledi gülümseyerek. Ve ben dıştan bakıldığında hiç istifimi bozmamış görünsem de 1. saniyede içimden "Aha! Eyvah!" deyip aynı saniye içinde hemen karşı hamle olarak "Ama ben aslında zararsızımdır" esprisini yapacakken 2. saniyede şaka olduğunu açıkladı ve tokalaşıp, sıradaki baylarla devam ettim. O kötü esprimin ağzımdan çıkıp çıkmadığını şu an hatırlamıyorum malesef.

Yenikapı'nın oyunları öncesindeki manzara şu şekildeydi: Yaşlı erkekler sandalyesine oturmuş beklemekteydi; genç erkekler meydana homojen bir şekilde dağılmıştı ve kimisi bizle sohbet ederken, kimisi yardım edilecek işi gücü hallediyordu. Kadınlar ise pide ve çaylar yapıp ikram ediyorlardı bize. Bizim ekibin çoğunluğu mahallenin 10-15 civarında sayısı olan çocuklarıyla diyaloğa yönelmişti. Oyunlar öncesinde, öbekler halinde çocuklarla kaynaştık bol bol. Muhabbet ettik; fotoğraflar çekildik; Ayşen, 5 yaşındaki Şeymanur'u kucağına oturtup uzun uzun sohbet etti (daha sonra Şeymanur'un ablası da sohbetimize katıldı hatta); ekibin en genç üyesi, bazı çocukların da kendi aralarında onlardan bahsederken "Sarışın Kadın" diye bahsettiği Duygu zaten bir köşede 5-6 çocukla taso oynadı; bize "su maymuncuğu" isimli oyuncaklarını tanıttılar.

Şahsen benim çocuklarla kurduğum diyaloğa gelirsek, tamamen onların tabirleriyle 'ayakkabıları Ayasofya Müzesi'ne gönderilmesi gereken', "J" şeklinde sakalları olan ve bazılarına göre Kaşsız Satanist olan bendenizi renkli dünyalarına kabul ettikleri için keyifliydim. Ekonomik geliri yüksek ilçelerdeki yaygın kültürün de bir 'ötekisi' olan bendeniz, her yerde dış görünüşüm ile dini görüşüm arasında bir köprü oluşturulup, bir tahminde bulunulmasına alışığım ve gerekirse onların 'ötekisi' olarak da diyalog kurabilmeyi büyük ihtimalle becerebilirdim ama aksine yaşları iki elin parmaklarıyla ifade edilebilecek kadar küçük olan arkadaşlarımın beni onların ötekisiymişim gibi hissettirmemeleri dikkatimi çekti ve beni sevindirdi. Zira oyunlar sonrasında bana pek çok çocuğun ismimle "Bora Abi" diye seslenmesi; saklambaç benzeri bilmediğim bir oyuna ısrarla beni davet etmeleri ve oynamamız; 1-2 arkadaşımın Facebook'tan eklemek için soyadımı sorması ve 1-2 arkadaşımın da "Bora Abi, e oyunda oynamadın?" ("E söylemiştim ya, 'ben oynamıyorum' diye", "Oynayacağını söylemiştin?", "Yok yahu. Hatırlamıyor musun? Oynamayacağımı söylemiştim") diyen bile oldu.

İlişkilerimizi anlatmayı bitirip, Onur Mahallesi'nin yıkımlarına karşı yapılan dayanışma ve moral şenliğinden bahsetmek gerekirse, Yenikapı Tiyatrosu olarak Orçun MASATÇI'nın sokak tiyatrosu formatında oyunlaştırdığı "Palto" ve "Sarı Sıcak"ı oynadık. Palto'yu Medine ÇAM, Uğur BARAN, Gözde GÜLDİKEN, Nazlı MASATÇI ve Sarı Sıcak'ı da Özlem ÖZTÜRK, Selçuk UYAN, Gözde ve Nazlı sergiledi. Ardından ESP'nin gecekondu yıkımlarına karşı kısa filmini izledik ve ardından şarkılar eşliğinde halay çekildi. Mahallenin reşitleri de, akşam boyunca sıcak ve misafirperver bir tavırla konuk etti bizi.






Bora ŞAHİNKARA
04.10.2010

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !