Embed

HÜZÜNDEN KAÇMAK

 "Pollyannacılık" diye adlandırılan tavrı takındığımızda hayatımızı mutlak bir mutluluk, keyif, gülümseme sarmıyor bence. Hüzünden kaçmak iyidir bence. Hüzünden ölesiye kaçan, köşe bucak kaçan, uça zıplaya kaçan birinin hayatında negatif şeyler olmuyor değil. Herkesin yaşamak zorunda olduğu asgari bir hüzün, adeta doğanın bir kuralı. Hüzünden mümkün olduğunca kaçanlar, elinde olmayan hüzünleri yine yaşar, elinde olanlardan ise kaçmış olur. Ve bu da çok süpersonik bir şeydir bence. "Suni mutluluk" dediğimiz şey değil bu. Durduk yere mutluluk yaratmak şeklinde değil de; öfke veya hüzün ihtimali geldiğinde hemen ondan uzaklaşmak. Örneğin dünyada her saniye kötü bir şeyler oluyor, mesela muhtemelen her saniye dünyanın bir yerlerinde bir sürü hayvan insanların dangozlukları yüzünden acı çekiyordur ve bu şeylerin bitmesine, azalmasına katkım olması için bir şeyler yapan bir insansındır. Ama asla internette duyarlı arkadaşlarımızın (ama ironi falan yapmıyorum, gerçekten duyarlı) paylaştığı herhangi bir hayvanın acı çektiği video veya fotoğraflara asla bakmayan da bir insansındır kötü hissetmemek için, ağlamamak için. Yani bu örnekte şunun olabileceğini göstermeye çalışıyorum: 'Hüzünden kaçan insan', 'gerçekleri görmezden gelen insan' değildir. 

Yukarıdaki örneği biraz daha açıp, mizansene dökmek gerekirse: Örneğin sabah kalkarsın, eğlenerek giyinip, süslenirsin. Kulağına bir mp3 player takarsın. Masanın üzerindeki dilekçeyi alıp evden çıkarsın. Yolu ya müzil dinleyerek keyifle geçirmeye çalışırsın ya da kitap kuyarak. Sonra otobüsten inip, belediyeye girersin, ilgili makama, o belediyeye bağlı hayvan barınağından hoşnutsuzluğunu içeren dilekçeni bırakırsın ve sonra mümkün olduğunca eğlenceli hale getirmeye çalıştığın bir yolculukla eve dönersin. Evde Facebook'a girdiğinde hayvanlara dair hiçbir can acıtıcı fotoğrafa veya video'ya bakmadan, gülerek eğlenerek geçireceğim bir gün, bunlara 'bakmadığım' bir gün benim vicdanımı rahatsız etmeyecektir artık. O zaman hobarey.. 

Kapitalizm'in pahalı hediyeleriyle gelen mutluluk kapitalizmin insanların büyük çoğunluğunun beynine işlediği sahte, geçici, çabuk biten ve çabuk bittiği için o mutluluk tepesinden aşağı sert bir düşüş yaşamamak için yerine kısa süre sonra yenisini elde etmeyi gerektiren, kısa süre sonra bir yenisini daha, kısa süre sonra bir yenisini daha gerektiren bir mutluluk çeşididir. Bu bir suni mutluluk örneği. "Hüzünden kaçma" ( yani halk arasında "Pollyannacılık") ise suni mutluluk örneği değil. "Hüzünden kaçma" 'suni mutsuzluktan kaçma'nın diğer adıdır. Ve hüzünden kaçmak demek, gerçekleri görmeyen, gerçeklere duyarsız olmak anlamına gelmiyor.





Bora ŞAHİNKARA
01.05.2011

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !