Embed

RİTÜELDEN TİYATROYA: ÖZEL GÜNLER

Mesela doğum günü kutlamak bir zorunluluğa dönüşmemeli. Özellikle modern dünyada neredeyse bilgisayarı ve interneti olan her kesimden herkesin Facebook kullanmaya başlaması ve Facebook'un herkesin herkese doğum gününü hatırlatması ile "doğum günü kutlamamak", "Doğum günüm olduğundan elbette haberdar. O halde onun benim doğum günümü kutlamaması ya bana karşı bir tavır ya da o gün başına bir şey geldi" gibi bir algıya dönüştü. Eğer 'doğum günü kutlamamak' bir 'tavır'a dönüşürse bu sefer 'doğum günü kutlamak' bir 'zorunluluğa' dönüşür. Doğum günü kutlamak yapılması gereken bir ritüele dönüşürse, samimiyetten uzaklaşmaya başlar. Bir takım hislerini ifade eden doğum günü tebriği veya "Heyooo" diye sırıtarak alkışlamak, o anda çok 'içten geldiği' için değil, 'yapılmadığı takdirde ters bir tavır takınmış olunmaması için yapılmak durumunda olan bir hareket' olduğu için yapılır. Buna "rol yapmak" denilebilir. İşte ritüelin tiyatroya dönüşmesi...

Hayatımıza bir şekilde girmiş ritüeller tiyatroya dönüşmemeli. Doğum günü, yılbaşı, bayram gibi şeylerde tebrik yollamak, kutlama yapmak, o günle alakalı muhatap insanları mutlu edici bir şeyler yapmak, yani özel günleri kutlamak artık 'özel' bir şey değilse, özel olmayan günlerin herhangi birinde bu özel hareketler, hiç beklenmedik anlarda, hiç beklenmedik insanlara yapılmalıdır bence. Doğum günümün kutlanması kötü bir şey değildir ve kutlayanların zahmetlerine, bana verdikleri öneme çok müteşekkirim. Ama doğum günümün kutlanması asla bir zorunluluk da değildir. En samimi arkadaşların bile doğum günü kutlanmayabilir, bayramda arkadaşların bayramı kutlanmayabilir, yaşlıların eli öpülmeyebilir, yılbaşı kutlanmayabilir, kimseye "mutlu yıllar" denilmeyebilir; ama bu tavırlar; aynı zamanda herhangi bir gün bir arkadaşına küçük bir hediye vermeye, aynı zamanda beklenmedik bir anda sevgiliye "Umarım benle birlikte yaşlanır, benle hep mutlu olur ve benle aynı anda ölürsün" demeye, aynı zamanda herhangi 'özel' olmayan bazı günlerde huzurevi ziyaret edip tanımadığın yaşlılarla biraz vakit geçirmeye, aynı zamanda herhangi bir yılın herhangi bir 'özel' olmayan gününde -ne düşünürse düşünsün- düşündüğü, sorguladığı, dile getirdiği için aslında orada olmaması gereken bir yere konulmuş bir düşünce suçlusu mahkumuna bir mektup atmaya engel değildir.

Samimiyetsizleşme sürecine girmiş ritüellerin hayatlarımıza hükmetmeye başlamasını engellemek için en samimi ilişkilerde olduğumuz insanların doğum günlerini kutlamayabiliriz, bayramlaşmayabiliriz, yılbaşında kimseye hediye almayabiliriz.. Bu tavırları takınırken de kesinlikle suçluluk hissetmeye gerek yok. Bunların yerine, sıradan günlerde, içimizden geldiği anlarda,tanıdığımız veya tanımadığımız herhangi canlılara sürpriz iyilikler yapıp "sürpriz" kavramına doğru bir vücutta yeniden hayat verebiliriz.




Bora ŞAHİNKARA
14.12.2010





 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !